HUKUK BÜROMUZ - İŞ HUKUKU


Hukuk, toplum düzenini sağlayan, uyulması zorunlu olan, kurallar bütünüdür. Bu bakımdan bir kişi veya bir kurul tarafından konulan (kanunlar) veya halkın iradesinden doğan (örf ve âdet hukuku ) hukuk kurallarına her zaman için bireylerin uyması zorunludur. Hukukun bir dalı olarak iş hukuku da toplum içerisinde yaşayan bireylerin bir takım ilişkilerini düzenlemekte ve bunun için bazı yaptırımlar kullanmaktadır. Her geçen gün çerçevesini genişletmekle beraber, iş hukukunun kapsamına giren konuları, çok genel bir şekilde aşağıdaki şekilde dört grupta toplayabiliriz:



1-İş hukuku her şeyden önce "bağımlılık bağı" ile çalışanlarla bunları çalıştıran kimselerin iş ilişkilerinde doğan sorunlarını inceleyip çözümlemektedir. Bu bakımdan çalışan ve çalıştıranın bireysel (ferdî)ilişkilerinin düzenlenmesi, iş hukukunun kapsamına giren konulardan biri olmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, iş hukukunun çalışanın (işçinin), çalıştığı sürece bireysel iş ilişkilerini, çalıştıranın(işverenin) ise, bir girişimci olarak kendisinin bireysel iş ilişkilerini değil de, sadece işveren sıfatını kazandıktan sonra, işçi ile olan bireysel iş ilişkilerini düzenlemesidir.


2-İş hukukunun kapsamına sadece işçi ve işverenin bireysel ilişkileri değil, işçi ve işverenlerin Sanayi Devrimi sonucunda meslek bilincine sahip kitleler olarak meydana getirdikleri meslek kuruluşları (sendikaları)ile olan ilişkileri de girmektedir. İş hukuku işçi ve işverenlerin yalnız kendi meslek kuruluşlarıyla olan ilişkilerini düzenlemekle kalmaz. Aynı zamanda işçi ve işveren meslek kuruluşlarının (sendikalarının) karşılıklı ilişkilerini de düzenleyerek, bu ilişkilerden doğan sorunları inceler ve doğabilecek uyuşmazlıkların çözüm yollarını ortaya koyar. Kısaca işçi ve işverenin toplu (kollektif) iş ilişkileri olarak adlandırılan bu tür bir ilişki de iş hukukunun kapsadığı konular arasında yer almaktadır.


3-İş hukuku aynı zamanda çalışan ve çalıştıranın devletle olan ilişkilerini de düzenler. Çalışma hayatının özel yapısının ortaya koyduğu zorunlu nedenlerle, devletin çalışma hayatına müdahalesi kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir. Devlet günümüzde özel sektörün katılmadığı iş alanlarını değerlendirmek, aşırı çatışmaları önlemek ve iş uyuşmazlıklarını memleket yararına uyumlu bir şekilde çözmek amacıyla çeşitli faaliyetleri ile çalışma hayatına müdahale eder. Ancak çalışma hayatında devlet, sadece emredici hukuk kuralları koyan (kanun ve tüzükler), iş ve işçi bulma görevini yapan, uyuşmazlıkları çözen (mahkemeler, hakem kurulları, arabuluculuk), iş ilişkilerini denetleyen (iş teftişi), sosyal sigortalar gibi uyulması zorunlu sistemler yaratan, bazı faaliyetleri izin ve ruhsata bağlayan (işyeri açılması, fazla çalışma gibi) bir kuvvet değil, aynı zamanda bilfiil işveren olarak da yer almaktadır. Bu şekilde devletin çalışma hayatında işçi ve işveren yanında üçüncü bir taraf olarak üstlendiği roller de iş hukukunun kapsamına giren konular arasında bulunmaktadır.