0 216 459 53 97
Sosyal Medya Hesaplarımız

Boşanma Süreci

Evlilik, başlangıcı ile olduğu kadar bitişiyle de gündem yaratan bir olaydır. Evlilik kurumunu derinden sarsan bazı durumlar sonucunda evliliğin sürdürülmesi olanaksız hale geldiğinde bu durum dava konusu olabilir. Anlaşmalı boşanma durumlarının haricinde dava süreci yıllar alabilir. Özellikle velayet davalarının eşlik ettiği boşanmalarda sürecin daha da uzaması muhtemeldir.

Boşanma süreci, boşanma davalarının çeşitlerine göre farklılık göstermekle birlikte oldukça yorucu ve yıpratıcı olabilmektedir. Doğru avukat seçimi, sorunun ve dava konusunun doğru tespiti ile uygun tanık ifadeleri davaların hem süresini kısaltabilir hem de istenen sonuca ulaşma ihtimalini arttırır.

Boşanma davalarında iki farklı nedene yönelik dava türü mevcuttur. Bunlardan bir tanesi genel nedene dayanan davalardır. Bu genel türdeki davalar içerisinde belirtilen evlilik birliğinin sarsılması vardır ki en çok dava konusu olan nedenlerden biridir. Bir diğeri anlaşmalı boşanma davasıdır ve azımsanmayacak kadar bir yüzdeyi de bu davalar oluşturmaktadır. Anlaşmalı boşanma durumunda hem mahkemelerin iş yükü hafifler hem de taraflar kısa sürede hayatlarına devam edip yaşamlarındaki yeni sürece uyum sağlamaya başlayabilirler. Fiili ayrılık, yani tarafların uzun süreli ayrı yaşamaları durumlarında ise gerek şart, öncesinde açılmış ve reddedilmiş bir boşanma davasının mevcudiyetidir. Dava türlerinden bir diğeri özel nedenli davalardır. Özel nedenli davalar; hayata kasıt, çok kötü muamele, yüz kızartıcı suçlardan kaynaklanan suç işleme nedeniyle, haysiyetsiz hayat sürme yahut zina nedeniyle gibi sıralanabilir. Akıl hastalığı da özel sebepler arasında yer alan boşanma sebeplerindendir.

Gerekçesi ne olursa olsun boşanma süreci zor ve sancılı bir dönemdir ve hem davacı hem de davalı taraf açısından tarifsiz sıkıntılara yol açabilmektedir. Yaşam tarzları kökten değişebilir, varsa çocuklarının velayeti ile ilgili sorunlar yaşanabilir; bu süreçte yaşanan tatsız olaylar sebebiyle ailevi sorunlar yaşayabilirler. Bunlara ek olarak iş yaşamları da bu olumsuzluklardan payını alabilmektedir zaman zaman.

Gerekçeleri bir yana boşanma olayının kendisi, kanunda belirli şart ve usullere başlanmıştır. Bu minvalde boşanma davası vekil olmadan da açılabilirse de özellikle alanında uzman ve nitelikli bir dava vekili iştirakinde dava daha sağlıklı bir gidişatta ilerler ve olası hak kayıpları önlenmiş olur. Kuşkusuz ki dava vekili, hukuki işlem süreçlerine ortalama bir insandan daha fazla hâkimdir. Dava dilekçesinin verilmesi, sanıkların tayini, olası delillerin toparlanması ile dava konusuna en uygun gerekçeyi mahkemeye sunmak gibi daha birçok işlem dava vekili tarafından titizlikle yerine getirilir.

Sürecin Başlangıcı: Dava Dilekçesinin Mahkemeye Sunulması

Dava dilekçesinin hazırlanıp mahkemeye ibrazı ile boşanma süreci resmen başlamış olur. Bu dilekçenin içermesi gereken en önemli unsur kuşkusuz ki davaya gerekçe oluşturan fiil ya da fiillerdir. Bu durumda dava gerekçesinin ayrıntılı bir açıklaması davanın seyrini etkileyebileceği gibi, taraflara da kendilerini ifade hususunda yardımcı olacağı aşikârdır. Davanın açılacağı mahkeme de önem arz eden bir konudur. Bu mahkemenin, davalı ya da davacının yerleşim yerinde olması gereklidir. Ola ki dava açılacağı dönemde ve öncesinde eşler ayrı yaşıyor ise en az altı aydan bu yana yaşadıkları yerin mahkemesine de açılabilir. Hâlen birlikte yaşıyorlar ise yine yaşadıkları yerin yerel mahkemesine dava dilekçesi sunulur. Dava dilekçesinde bulunması gerekenler:

  • Boşanma isteminin ifadesi
  • Boşanma isteminin nedeni
  • Boşanma isteminin gerekçesi
  • Varsa tazminat talebi
  • Varsa çocuk veya çocukların velayet talebi
  • Varsa nafaka talebi

Tüm bu unsurlar dilekçede açık ve ayrıntılı biçimde belirtilerek süreç başlamış olur. Bundan sonra mahkemenin belirleyeceği tarihe kadar gerekli deliller toplanıp tanıklarla görüşülür. Mahkeme de bu süreçte davaya yönelik gerekli hazırlıkları yaparak ona göre bir tarih belirler.

Davanın Niteliği

Davanın niteliğine yani çekişmeli yahut anlaşmalı oluşuna göre mahkemenin seyri çok farklı kanallar izler. Anlaşmalı boşanmalarda, özellikle taraflar dava görülmeden önce vekilleri aracılığıyla boşanma protokolü hazırlayıp imzaladılarsa tek duruşmada davanın sonuçlanması dahi mümkün olabilmektedir. Fakat mahkeme sadece protokolü baz alamaz. Tarafların şahsen beyanları da gereklidir. Aksi takdirde hâkim, anlaşmalı boşanma protokolünün gerçekliğine kanaat getirmeyebilir. Eşlerin her ikisinin de ayrı ayrı kimsenin tesiri altında kalmadan ve iradi olarak boşanmak isteği ve kararı verdiklerini hâkime şahsen açıklamaları yerinde olur. Bu durumda hâkimin takdirinin davanın kabulü yönünde olması muhtemeldir. Anlaşmalı boşanmada önem arz eden bir diğer husus ise anlaşmalı boşanma için gerek şartın tarafların bir yıl evli kalmış olmaları gereğidir.

Çekişmeli davalarda ise durum daha karmaşık bir hâl alabilir. Taraflardan birinin davaya itirazı davanın uzamasına sebebiyet verebilir. Ülkemizde mahkemelerin iş yükü de düşünülürse duruşma tarihleri arasında geçen sürenin uzunluğu da dikkate alındığında davanın yıllarca sürmesi ihtimal dahilinde olabilmekte.

Boşanmaya gerekçe husus taraflardan birinin kusurlu davranışları sebebiyle birlikte yaşamanın çekilmez duruma gelmesi olabilir ki davaların önemli bir kısmı bu gerekçeye dayanmaktadır. Ancak bazı davalarda her iki tarafın da kusurlu olması mevzu bahistir. Bu durumda hangi taraf daha kusurlu ise onun aleyhine karar çıkması olasıdır. Kusurların niteliğinin takdiri hâkime bırakılmıştır. Yasalar, davacı tarafın kusurlarını bu durumda talebinin reddine konu yapmamayı gerekli kılar.

Davanın kabulünden sonra varsa nafaka ve velayet hususu görüşülür. İki durumda da maddi imkanlar ve sağlanabilecek refah önemlidir. Nafaka varsa çocuklar için ve gerekirse yoksulluk nafakası olarak davacı eş için ayrı ayrı ödenebilmektedir.