0 533 351 98 54
Sosyal Medya Hesaplarımız

Eşlerin Boşanma Yükümlülüğü

Türkiye Cumhuriyeti yasalarınca düzenlenen Türk Medeni Kanununa göre eşler birlikte yaşarken birbirlerine karşı sadık olmak zorundadır. Medeni Kanununun 185. Maddesine göre uyarlanan bu kanun ile eşler arasında boşanma davası sonuçlanmadan eşlerin birbirlerine karşı sadakat yükümlülüğü sona ermemiştir. Kesinleşen boşanma davalarının ardından sadakat yükümlülükleri de sona ermektedir.

Boşanma davalarında her iki tarafında da dava dilekçesinde bildirmiş olduğu vakıalar açılan boşanma davalarının sınırını belirler. Eğer dava açıldıktan sonra bir başka olay meydana gelir ise dava konusunun içine alınamaz.

Ancak boşanma davası açıldıktan sonra meydana gelen davalarda somut olayın özelliğine göre dava sonucu etkilenmektedir. Bu kısımda yer alan bilgiler 26/112008 gün 2008/2-7698 E. 20008/711 sayılı kanun gereğince uygulanmaktadır. Medeni Kanunun 185. Maddesi eşlerin birbiri ile olan hakları ve birbirlerine karşı olan sadakat sorumluluklarını düzenler. Aynı kanuna göre boşanma kararı verildikten sonra eşlerin birbirlerine karşı olan sadakat yükümlülükleri devam etmektedir.

Eşlerin evlilik birliği sona ermeden başka bir kadın ile evlilik dışında bir ilişki yaşaması bu hüküm dikkate alınarak sonuçlandırılmadır. Tarafların kusur durumlarına etki eden Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ilamı;

T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

  1. 2010/2-636
  2. 2010/680
  3. 22.12.2010

BOŞANMA: Kesinleşinceye kadar evlilik birliği süreceği için iki taraf için de sadakat yükümlülüğü devam eder.

SADAKAT YÜKÜMLÜLÜĞÜ:  Sadakat yükümlülüğü boşanma kararı alınıp dava sonuçlanana kadar devam eder.

KUSUR DURUMU: Her iki taraf için de evlilik devam ederken ve dava sonuçlanmadan önce yapılan sadakatsizlik nedeni ile kişilik hakları saldırıya uğrayan ve eşit kusura sahip olmayan eş lehine manevi tazminat hükmedilir.

4721/m.174/2,185

Özet: Maddi manevi tazminat ve ziynet alınıp alınmayacağına ilişkin davalar içindir. Henüz boşanma davası sonuçlanmadan kocanın başka bir kadınla ilişkiye yaşadığı anlaşılmıştır. 185. Maddeye göre boşanma kararı sonuçlanıncaya kadar evlilik birliğinde evlilik birliğinin sona ermesine kadar sadakat yükümlülüğü devam edecektir.

Bunu için eşin boşanma davası sonuçlanmadan önce sadakat yükümlülüğüne uyum sağlaması gereklidir. Hüküm verilirken bu durum dikkate alınmalıdır. Kusur durumuna etki eden etmenlerden biri de sadakat yükümlülüğünün evliliğin bitirilmeden önce sona erdirilmesidir. Davalı ya da davacılardan birinin evlilik kurumu devam ederken diğer tarafı aldatması daha fazla kusurlu olup olmamasına bağlıdır. Kişilik hakkı saldırıya uğrayan diğer taraf manevi tazminat ödemek durumunda kalır.

Dava: Taraflar arasında yapılan maddi ve manevi tazminat, tarafların ziynet alacağı boşanma davası sonunda İzmir 13.Aile Mahkemesince boşanma davasının kabulüne ve maddi-manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir. Davada yer alan hükümlere göre Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 27.11.2008 gün ve 2007/15965 E., 2008/16186 K. sayılı ilamı ile;

  • Dosya da yer alan kararın dayandığı delillere uygun nedenlerde ve delillerin takdirinde mahkemece bir yanlışlık görülmemesine göre davalı-davacı tarafların itirazları kabul edilemeyecektir.
  • Davalı-davacının temyizine göre;

a- Cinsel birliktelik gerçekleştiremeyen ve ailesinin hakaretlerine ses çıkarmayan başka bir kişi ile ilişkiye giren davalı-davacı kusurludur.

Türk Medeni Kanununun 174 / 2. Maddesine göre kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf kusurlu olan taraftan tazminat isteyebilmektedir. Bu durum manevi tazminat olarak değerlendirilmektedir. Toplanan delillere göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda tazminat isteyen kadının ağırlıklı olarak kusurlu olmadığı kişilik haklarına saldırı da bulunulmadığı tespit edilir. Kadın yararına uygun olan manevi tazminata uygun hareket edilmesi gerekir. mahkemeye göre tarafların sosyal durumları ve ekonomik durumları hakkaniyet kararları dikkate alınarak karar verilmesi ve ( TMK. 4 BK. 42,43,44,49 ) kadın yararına uygun olarak manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.  Dolayısıyla bu yönün dikkate alınmaması doğru değildir.

b- Tanık Ramazan’ın beyanına göre davalı-davacının kadının evden ayrılırken bileziklerinin elinden alındığı toplanan deliller neticesinde anlaşılır. Davacı-davalı kadının talep ettiği bileziklerin bilirkişi  araştırmasına göre karar verilmesi gereken davanın reddine karar verilmiştir.

Bu gerekçe ile dosya yerine gönderilerek yeniden yargılama sonunda mahkemece manevi tazminat yönünde önceki karara uyulması yönünde direnilmiştir.

Hukuk genel kararına göre ise direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan sonra gereği düşünüldü;

KARAR: Boşanma davası; maddi ve manevi tazminat alınacağı ve ziynet alınacağı isteğine ilişkindir.

Davacı- davalı Arife Emer vekili, taraflar arasında yaşanan durumlarda cinsel ilşki gerçekleşmeyince davalının davacıyı psikolojik ve fiziksel olarak şiddet uyguladığı öne sürülerek tarafların boşanmasını ve takılan takıların bedeli olan 2.500.00 TL’nin davalıdan tahsili, 10.000.00 TL. tedbir ve yoksulluk nafakası ise 150.000 TL olarak hükmedilmesini ön görmüştür.

Yerel Mahkemeye göre “ iki tarafında öne sürdüğü iddiaların kanıtlanamadığı ancak vuku bulan ayrılık neticesinde tarafların bir araya gelerek evlilik birliğinin devamını sağlamak için yeterli bir çaba göstermediği anlaşılmıştır.  Karşılıklı suçlama ve kavgalar neticesinde evlilik kurumunun her iki tarafın da kusuru neticesinde temelden sarsılmasına yol açtığı görülmektedir. Bu gerekçe ile boşanma davasının kabulüne karar verilmiştir. Arife Emer’ in ziynet eşyalarının Aydın tarafından alıkonulduğu ve iade edilmediği iddiası kanıtlanmadığından ziynet isteminin reddine karar verilmiştir. Ancak 150.00 TL yoksulluk nafakasının Aydın’dan alınıp Arife’ ye verilmesine karar verilmiştir.  Her iki tarafında maddi ve manevi tazminat, nafaka ve ziynet talepleri Özel Dairece yukarıda yazılan gerekçeden dolayı bozulmuştur.

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık Direnme yoluna göre; davalı ya da davacı kadın yararına manevi tazminata hükmetme şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında önemlidir.

Türkiye Cumhuriyeti yasalarınca belirlenen Türk Medeni kanuna göre (174/ 2) boşanamaya neden olan olaylar nedeni ile kişilik hakları saldırıya uğrayan taraflar kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat adı altında maddi yönden uygun miktarda para isteme talebinde bulunabilir.

Dava da somut olaya bakıldığında her iki tarafında cinsel yönden bir araya gelemedikleri sabittir. Boşanma davası açıldıktan sonra ise davalı-davacının başka bir kişi ile ilişkiye girdiği kanıtlanmıştır.

Kurallara göre ise dava dilekçesinde bildirilen olaylar davanın sınırını belirmektedir. Mahkeme sadece bu olaylara bakarak inceleme yapabilir. Davadan sonra gerçekleşen olaylar hakkında hüküm değerlendirilmesinde bulunamaz.

 

Karşı Oy: Tarafların birbirlerine karşı açmış oldukları boşanma davalarında her iki tarafta da kusur bulunduğu için dava talepleri kabul edilmemiştir.

Boşanmaya sebep olan olaylar, tazminata neden olan olaylar bakımından mahkemeler ve Yargıtay’ın kusur incelemesi mümkün değildir. Kusur incelemesi yapılarak incelenen olaylarda tarafların eşit derecede kusurlu olduğunu söylemek doğru değildir. Bu durum kesin hüküm kararlarına göre aykırı bir ifade olacaktır. Özel dairenin uygulamasına göre hüküm fırkası ile birbirine bağlı olan gerekçenin kesin hüküm teşkil edeceği yargısal uygulamalarda ve doktrinlerde sapma yaşanmadan karar verilmesi kabul edilir.

Davacı boşanma davalarında tazminat talebini gerçekleştirmezse boşanma kesinleştikten sonra açılacak olan tazminat ile alakalı boşanma davalarında kusur oranı boşanma davalarında kesinleşmiş olur. bu durumda yeniden kusur araştırılması yoluna gidilemez. Fakat boşanma ve tazminat talebi birlikte talep edildiği için ve temyizde kusura itiraz edildiğinden durum farklılığı sebebi ile kusurun yeniden incelenebileceği dile getirilmiştir.

Ancak bu görüşü hukuk açısından düşündüğümüzde katılmak olanaksızdır. Bunun neden, ise boşanma davalarında tazminat birlikte yürütüldüğünde kusur oranının kesinleşmesini engelleyen bir hüküm yoktur. Boşanma kararı kesinleştikten sonra kusurda kesinleşmiş olacaktır. Tazminat davası ve boşanma davasının birlikte açılması bu durumda kusur ile ilgili bir durum değişikliğine neden olmaz. Kesin hüküm ile boşanma davalarında kusur bulunmadığı yönde tazminat reddinin dikkate alınmaması gerekmektedir. Boşanma kararı her iki tarafı da eşit derecede kusurlu saymıştır. Davalının kusur kararına itirazı boşanma kararının da temyizi anlamına gelir.

Hukuk genel kararlarına göre mahkeme kararı neticesinde her iki tarafta kusurlu kabul edilmiştir. Yerel Mahkemeler ise Genel Hukuk Kurallarına uygun bir şekilde hüküm kurmak zorundadır. Bu durumda ise mahkeme kararlarına göre;

  • Taraflar arasında gerçekleşen olaylarda her iki tarafta eşit kusura sahip olduğuna ve şiddetli geçimsizlik nedeni ile ayrılmalarına
  • Tazminat davasında ve boşanma davasında her iki tarafında kusurlu oluğu kabul edildiği için koca tarafından gerçekleştirilen tazminat davalarının reddedilmesine karar verilmiştir.
  • Boşanma ve tazminat davasında incelenen durumlar neticesinde davalı ya da davacı kadın az kusurlu bulunmuştur. Bu nedenle tazminata hükmedilmesine karar verecektir.

Hukuk davalarında bir olaya hukuken iki yarı kusur oranı verilmesi mümkün değildir. Boşanma amacıyla Aile Mahkemelerine başvuran tarafların boşanma kararlarının kesinleşmesi ile eşit kusura sahip oldukları araştırılarak karara bağlanmıştır. Bu durumda kocanın tazminat isteminde bulunması reddedilir. Davalarda eşit kusur bulunduğu taktirde diğer tarafın tazminat talebi kabul edilemez. Bu sebeple de görüşülen davalarda tazminat talebinde bulunan tarafın istediği reddedilmiştir. Boşanma davalarında kusur oranı kesinleştikten sonra davacı ya da davalı kadının tazminat isteminde kusura itiraz etmesi ve bunun hukuki bir sonuç doğurması mümkün değildir. Bu nedenle boşanma davası ile birlikte tazminat istenmesi nedeni ile temyizde kusura itiraz edilebilir. Temyizde kusura itiraz edildiğinde ise genel bir araştırma yapılabilir. Bu dava da ise tarafların boşanmalarına ilişkin bir temyiz bulunmamaktadır. Boşanma kararına göre her iki tarafta eşit derece kusurlu bulunmaktadır.

Evlilik kurumunu sonlandırmak için açılan boşanma davalarında eşler birtakım kurallara ve evliliğin getirdiği bazı yükümlülüklere uymak zorundadır. Bunlardan biri de eşler ile birlikte yaşam kurallarına uyum sağlamaktır. Evlilik birliğinde uyulması gereken en önemli kural ise sadakat yükümlülüğüdür. Her iki tarafında birbirlerinde sadık bir şekilde yaşaması gerekir. Birlikte yaşarken birbirlerine yardımcı olmaları bir diğer kuraldır. Evlilik birliğini sonlandırmak amacıyla açılan davalara boşanma davaları denir.

Bu davalar Aile Mahkemelerine ya da Aile mahkemelerinin bulunmadığı durumlarda asli mahkemelere başvurarak yapılır. Başvuruda bulunan çiftlerin boşanmak için gerekli bir nedene sahip olması gerekir. Gerekli olarak görülen nedenlerden biri eşlerin birbirlerine karşı sadakat yükümlülüğünü yerine getirmemesi, her iki taraf için de ev ile ilgilenilmemesi, birlikte yaşama kurallarına uyum sağlanmaması, şiddetli geçimsizlik sayılabilecek olan nedenler arasında yer alır. Böyle bir durumda boşanma dilekçesi hazırlayarak gerekli mercilere boşanma talebi için başvurabilirsiniz. Boşanma davaları anlaşmalı ya da çekişmeli olarak açılmaktadır.

Boşanma davası devam ederken de eşlerin birbirlerine karşı olan bazı hakları devam etmektedir. Sadakat yükümlülüğü boşanma davası devam edene kadar süren haklardan biridir. Dava kesinleştikten sonra boşanma kararı ile evlilik birliği sonlandırılır. Böyle bir durumda da sadakat yükümlülüğü sona erecektir.  Açılan davalarda tarafların verdikleri dilekçelerde yazılan boşanma sebepleri davaların konusunu ve sınırını belirlemektedir. Aile mahkemeleri veya boşanma davalarına bakan mahkemeler dikçe de yazan sebeplere göre değerlendirme yapar.

Call Now Button