Tüm mahkemelerde amaç gerçek ve adil sonuca ulaşmaktır. Dolayısıyla her yargılama usulüne uygun şekilde yapılmalıdır. Gerçek adalet usulüne uygun, olması gerektiği gibi yapılan ve düzenlenen mahkemelerle uygulanır. Hakka ve doğruya ulaşmaya çalışırken mahkemenin düzeninin ihmal edildiği durumlarda gerçeklerden uzaklaşılabilmektedir. Bütün ceza mahkemelerinde bu ilke ile hareket edilmektedir. Bir duruşmada hata yapılması, daha sonrasında onarılması zor hataları da beraberinde getirebilmektedir. Ayrıca duruşmanın düzenli bir seyir halinde ilerlemesi için bazı aşamalar bulunmaktadır. Bu yüzden duruşmanın başlaması ve duruşmada hazır bulunan kişilerin kimler olduğunu incelemekte fayda bulunmaktadır.
Duruşmanın Başlaması
Madde 191 e göre sanık ve müdafi mahkeme salonunda öncelikle hazır bulunmalı, çağırılan tanık ve bilirkişiler de kontrol edilerek duruşma başlamaktadır. Sanık tek başına olarak duruşmaya alınır. Hakim iddianameyi okuyarak duruşmayı başlatır. Sonrasında tanıklar tekrar çağırılıncaya dek dışarıda bekletilirler.
Duruşmanın başlaması ve duruşmada hazır bulunan kişiler arasında hakim, yargılamayı yapan heyet, zabıt katibi, cumhuriyet savcısı bulunmaktadır. Sanık ve müdafinin gelip gelmediği kontrol edilmektedir. Uluslararası tüm düzenlemelere göre sanık ile avukatı yan yana oturmalıdır. Fakat duruşma salonunda sanık ve avukatının yan yana oturmasını sağlayacak bir düzen yoksa hakimin takdiri söz konusu olacaktır.
Sonrasında iddianamenin kabulü ile başlanır iddianamenin kabulü kararı okunmadığı durumlarda yapılan tüm işlemler geçersiz sayılmaktadır. Mahkemeye kimlerin katıldığı tutanakla tespit edildikten sonra sanık sorgusu ile devam edilmektedir.
Duruşmada Hazır Bulunacak Kişiler
CMK 188 e göre hakim, sanık ve müdafi, zabıt katibi, cumhuriyet savcısı duruşmanın başlaması ve duruşmada hazır bulunacak kişiler arasındandır. (müdafii hakimin zorunlu tuttuğu durumlarda katılmak zorundadır. Zorunlu tutulmayan durumlarda müdafii isterse duruşma salonundan ayrılmaktadır. Eğer dava tek bir oturumda bitmeyen ise duruşmaya katılamayan bir üye varsa onun yerine katılan bir yedek üye seçilmektedir. Hakim, zabıt katibi ve cumhuriyet savcısı ve gerekli durumlarda müdafii mutlaka duruşmada yer almak zorundadır. Yer almadığı durumlarda o celse başka bir tarihe ertelenmektedir. AİHM kararlarına göre mutlaka her duruşmada aynı hakim olmalıdır. Adil yargılama bunu gerektirmektedir. Eğer bir ilçede te bir cumhuriyet savcısı varsa ve o cumhuriyet savcısı mağdur sıfatı ile bulunuyorsa, iddia makamında kimse olmayacağı için hukuksal olanaksızlık sebebiyle dava başka bir şehre nakledilmesi gerekecektir.
CMK 189 a göre bir davaya birden fazla avukat ve birden fazla cumhuriyet savcısı katılabilmektedir fakat aralarında işbölümü yaparak dönüşümlü olarak da katılabilirler. Cumhuriyet savcısı olmadığı zaman duruşma yapılamaz. Eğer dosya önemli derecede ise birden fazla cumhuriyet savcısı katılabilmektedir. Cumhuriyet başsavcısı bu durumda da görev bölümü yapacaktır. Müdafilik bakımından da herhangi bir sınırlama olmayıp birden fazla müdafi de duruşmaya katılabilmektedir. Tüm ceza mahkemelerinde duruşmalar sanığı savunma anlamında çok önemli olduğu için sanığı korumak amacıyla mutlaka bir avukat da duruşmada bulunmalıdır.