0 216 459 53 97
Sosyal Medya Hesaplarımız

Terk Nedeniyle Boşanma Davası

Evlilik birliğinin beraberinde getirdiği en önemli beklentilerden biri birlikte yaşama durumudur. Bu hak, Türk Medeni Kanunu’nun 185. Maddesi ile güvence altına alınmıştır. Bu olguya ters davranan taraf kanunda terk eden eş olarak nitelendirilir ki bu durum terk edilen eşin boşanma davası açma özgürlüğünü beraberinde getirmektedir. Bu durum, özel ve mutlak boşanma nedeni sayılmaktadır.

Terk nedeni ile boşanma TMK. M.164 de düzenlenmiştir. Bu kanuna göre; terk eden eş durumunda olmak için bazı şartlar gerekmektedir. Ancak o zaman terk nedeni ile boşanma gerçekleşebilmektedir.

Terk eden taraf kimdir?

  • Evlilik birliğini ve düzenini bozan ve evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri yerine getirmeme gayesi ile hareket eden kişi,
  • Evine gelmemesi için çok önemli haklı sebebi olmayan kişi evine hala geri dönmeyen kişi,
  • Diğer eşi evden uzaklaştırmaya çalışan kişi
  • Diğer eşin beraber yaşadıkları konuta dönmemesini haklı sebebe dayanmaksızın engelleyen kişi konutu terk etmiş sayılır.

Terk edilen kişinin boşanma davası açabilmesi için en önemli husus, terk eden tarafın kusurunun olmasıdır. Örnek vermek gerekirse; bir kavga neticesinde evini terk edip bir daha gelmeyen taraf ile sağlık problemleri ya da şehir dışı çalışma varlığı kapsamında evinden uzakta yaşayan kişi mahkeme tarafından bir tutulmaz. Sırf boşanma davası açabilmek adına kasıtlı hareket edilerek bir süreliğine evden uzak yaşamak zorunda kalan tarafı bilinçli terk etmiş gösterme tespit edildiğinde boşanma davası açmaya hak kazanılamaz.

Ancak; haklı bir nedenle evden ayrılan eş haksız durum ortadan kalkmasına rağmen hala evine dönmüyorsa terk eden kişi durumunda kabul edilir.

Terk eden kişi sayılabilmek için beraber yaşanılan ortamı terk etmek yeterli değildir. Aynı zamanda; anlaşmada sıkıntıya düşen taraflardan biri ayrı yaşamak gayesi ile diğer tarafı evden uzaklaştırma yoluna da gidebilir. Ya da tam manasız bir şekilde evden uzaklaştırıp kötü niyet kullanabilir. TMK ‘ a göre bu tarafta terk eden kişi sayılır ve hakkında boşanma davası yoluna gidilebilir.

Görülecek bu boşanma davasında, beraber yaşanılan ortamından ayrı yaşama durumunun boşanma davasında hak talep edilebilecek bir şekilde terk olarak sayılabilmesi için bu evden uzaklaşmanın en az 6 ay boyunca sürüyor olması gerekmektedir. Bu durumda terk eden kişi haksız durumlara düşmemek için samimiyetsiz davranma yollarına gidebilir ve 6 ay boyunca konuta gelip tekrar ayrılma yoluna gidebilir. Böyle durumlar tespit edildiğinde kişinin terk etmiş durumu yok sayılmaz. 6 aylık terk süresi kesintiye uğramış sayılmaz. Terke uğrayan kişinin boşanma davası açma hakkı ortadan kaybolmaz.

Ancak; 6 aylık süre içerisinde anlaşmaya gidilecek konuşmalar yapan çift olumlu davranıp evlilik birliğini bozmamak adına hareketler sergilediği ve konuta geri döndüğünde ve anlaşmazlıkların devam ettiğini savunup tekrar ortak yaşam alanını terk etmesi durumunda 6 aylık süre sayımı tekrar başlar.

Terk eden eşin ortak yaşama alanına tekrar dönmesi için, terk edilen eş tarafından haklı sebebe dayalı ihtar yapılmalıdır.

Ortak yaşam alanını 6 ay boyunca terk eden eşe karşı boşanma davası açılabilmesi 6 ay süresi dolduğu gibi mümkün olmamaktadır. Yargıtay; 1 gün eksiklik olması durumunda bile boşanma davasını mümkün kılmamaktadır. Şöyle ki; 6 ay süreliğine evden uzak yaşayan kişi o tarihten itibaren 4 ay daha eve geri dönmemiş olmalıdır. Bu durumda terk edilen kişi, noter ya da mahkeme aracılığı ile terk eden tarafın adresini biliyorsa ortak yaşam alanına geri dönmesi için ihtar çekmelidir. Adresi bilinmeyen terk eden kişi konuta geri dönme çağrısını ilan yolu ile yapmalıdır.

Terk eden kişinin eve dönmemesini haklı kılan haller

Yapılan ihtarın geçerli olup olmaması da Yargıtay kararlarında çeşitli nedenlere bağlanmıştır. Örnek verilecek olursa; yapılan ihtarda terk eden eşi annesinin evine çağıran terk edilen taraf bu çağrısında haklı sayılmayacaktır. Çünkü ihtar, bağımsız bir konuta olması gerekmektedir. Aksi takdirde Yargıtay, terk eden kişinin ihtara karşı gelip konuta geri dönmemesi durumunun haksız olduğuna karar vermez.

Ayrıca Yargıtay kararlarında  ihtarın geçerli sayılabilmesi için terk edilen eşin samimi olmadığına karar verirse ihtar geçersiz sayılır.  Örneğin; terk edilen kişi ağır kusurlu ise, terk eden kişiye darp uygulamış, ölümle tehdit etmiş, varlığını hiçe saymış, evin kilidini değiştirmiş olması haklı ihtarı geçerli kılmamaktadır.

Boşanma nedeninin terk nedeni ile olabilmesi durumunda en önemli unutulmaması gereken bir durum söz konusudur. Terk edilen eş terk eden eşin ihtardan önce yaptığı olumsuz davranışları unutmuş ve hoş görmüş sayılır. Bu sebeple bundan sonra, eşinin ihtardan önceki ağır bile olsa kusurlu davranışlarından dolayı boşanma davası açamamaktadır. Bu hakkını ihtar dolayısı ile kaybetmektedir.

İhtar ilanında terk edilen eş yol giderlerinin masrafını ödemeyi kabul ettiğini ve ortak yaşam alanına geri dönmesini, dönmediği takdirdeki doğacak koşulları belirtir.

Bu ihtarın ayrı bir olumlu sonuç doğurabilmesi için de diğer bir koşul eşler arasında alacak davası olmamalıdır.

Terk edilen eş boşanma davası açtığında, terkedildiği için manevi tazminat hak talep edemez.

Son olarak evliliğin beraber yaşam hakkını doğurduğu gibi bazı hallerde eşlerin bir süre ayrı yaşama hakkını beraberinde getirdiği unutulmamalıdır. Evliliğe hak talep eden eşlerin aynı zamanda bazı koşullarda ayrı yaşama hakkı da talep edecekleri kanunla güvence altına alınmıştır. bu taleplerine de Türk Medeni Kanunu’nun 197. maddesinde  belirtilmiş olup bu durumda hiçbir taraf ihtar çekme hakkına ya da boşanma davası açmaya hak talep edemez.