0 533 351 98 54
Sosyal Medya Hesaplarımız

Yoksulluk Nafakası Davası

Yoksulluk nafakası  boşanma neticesinde hakkedilebilecek nafakalardan birisi olmakla birlikte kusuru diğer eşten daha çok olan eş yoksulluk nafakası talebinde bulunamaz. Başka bir deyişle; yoksulluk nafakası talep edebilmek için talep edilen eşten daha az kusurlu olmak gerekir. Aynı zamanda boşanma davası kesinleştikten sonra ve nafakayı hak edecek taraf boşanma dolasıyı ile yoksulluğa düşecek taraf olmalıdır.

Yargıtaya göre yoksul kavramı nedir?

Bir kimsenin yoksul sayılabilmesi için, giyinme,yeme,içme,barınma,ulaşım,kültür ve eğitim gibi giderlerini kendi kendine giderememesi ve birilerinden yardım talep edecek durumda olmasıdır. Yoksulluk sınırı; bireyin, kendi yaşamsal ihtiyaçlarının en azını ve zorunlu giderlerini karşılayabildiği sınırı olarak kabul görmektedir. Kişi gereksiz görülen harcamaları için nafaka talebinde bulunamaz. Yaşayacağı ve zorunlu yaşamsal aktivitelerini giderebileceği miktar kadar talebi hak eder.

Örneğin; erzak, yakacak, kıyafet, kira ve fatura giderleri bu kapsama alınabilir. Ancak; yaşantısal olarak lükse giren ihtiyaçları kapsayan özel ve gereksiz bulunabilecek eşyalar yoksulluk nafakası içerisinde değerlendirilmemektedir.

Kişini yaşamasını mümkün kılan en asgari düzeydeki harcamaları günümüz para piyasasına göre hesaplanarak mahkeme ilam edilir.

Yoksulluk nafakası borçlusu kişinin de gelir düzeyi hakim tarafından göz önünde bulundurularak bu ödeme miktarına karar verilir.

Yoksulluk nafakası genel koşulları

  • Yoksulluk nafakası talep eden taraf talep edilen taraftan daha ağır kusurlara sahip olmamalıdır. Ya da en azından eşit miktarda kusura sahip olunduğu anda da, boşanma sebebi ile yoksulluğa düşen taraf yoksulluk nafakası talebinde bulunabilir. Boşanma sebebinde daha büyük bir kusura sahip olan eş yoksulluk nafakası davası açamaz.

Örneğin; Mehmet ile Sevgi güzel bir yuva sürdürürken Sevgi; Mehmet’e ağır ithamlarda bulunup evden kovmuş, evlilikle ve evle ilgili sorumluluklarını yerine getirmemiş, Mehmet’i herkesin yanında küçük düşürmüş, her yaşanan tatsızlıkta onu dövmeye kalkmış ve ağır hakaretlerde bulunmuş, bunların üstüne evi terk etmiştir. Mehmet’ de Sevgi’ye küfür etmiştir. Bunların üstüne taraflar mahkemeye gidip boşanma talebinde bulunmuştur. Mahkeme kusurlarını tespit etmiş Sevgi’yi ağır kusurlu bulmuştur. Boşanma yüzünden yoksul duruma düşen sevgi Mehmet’e karşı ağır kusurlu tespit edildiğinden yoksulluk nafakası davası açmaya hak talep edemez.

Önemle belirtmek gerekir ki; hiçbir kusura sahip olmayan kişi de yoksulluk nafakası açmaya hakkı vardır.

  • Yoksulluk nafakası istemek için yoksulluk sınırında yaşamak gerekir. Yoksulluğun sebebi boşanma olmalıdır. Çalışan eş yoksulluk nafakası talep edemez. Şayet; yoksulluk nafakası davası açan eşin sırf bu nafakadan yararlanabilmek adına işten ayrılma yoluna gittiği tespit edilirse yine yoksulluk nafakasından yararlanamamaktadır. Ayrıca yoksulluk nafakası isteyen tarafın hayatını savurgan bir şekilde geçirmiyor olması gerekir. Örneğin; içki ve kumar gibi kötü alışkanlıkları yüzünden yoksulluk sınırında yaşıyorsa yoksulluk nafakası almayacağı kesindir.
  • Boşanma neticesinde hakim; istenmediği takdirde yoksulluk nafakasına karar veremez. Boşanma davası görüldüğü sırada; ayrı bir dava açmadan, yoksulluğa düşeceğini düşünen taraf kusuru da az ise yoksulluk nafakası isteğinde bulunur. Bu halde, ayrı bir dava açmaya gerek yoktur.
  • Boşanma sırasında unutan ya da sonradan istemediği için pişman olan taraf mahkeme bittikten sonra yoksulluk nafakası davası açabilir. Bunun için zamanaşımı 1 yıldır.
  • Eğer boşanma davası anlaşmalı boşanma davası sürecinde sonuçlandı ise; hiçbir taraf yoksulluğa düşse bile yoksulluk talebinde bulunamaz.

Yoksulluk nafakası alabilmek için evli kalınan süre önemli değildir. Bir gün bile sürmüş olsa yoksulluk nafakası davası açılabilir.

Yoksulluk nafakası süresiz olarak belirlenir. Yani tarihi belli değildir. Boşanma mahkemesi sonucu belli olduğu tarihten başlar. Başlangıcı bellidir. Yoksulluk nafakasını alan kişinin evlenmesi ve taraflardan birinin ölmesi ile sona erer.

Yoksulluk nafakası alan taraf evlenmeye niyetli fakat evlenmeyip sırf yoksulluk nafakası alabilmek için bir kimse ile beraber yaşıyor ise ve bu durum tespit edilirse yoksulluk nafakası mahkeme kararı ile kaldırılır. (TMK m. 176/2)

Ayrıca yoksulluk nafakası alan kişinin yoksulluğu ortadan kalktığı tespitinde de mahkeme kararı ile nafaka iptal edilir.

Yoksulluk nafaka borçlusu kişinin gelir seviyesinde artış ile nafaka arttırımı gerçekleştirilir.

Medeni Kanunu’nun m.176/3 göre hakim, ileriki yıllarda ne kadar nafaka ödeneceği konusunu da bir karara bağlar. Bu kararda hakim, TEFE/TÜFE, DİE, Altın fiyatları ve döviz kurlarına endekslerine göre nafakada arttırma olacağını kararında bir hükme bağlar. Nafaka borçlusu buna uymakla yükümlüdür.

Tarafların anlaşması halinde; nafaka aylık ödemeler irat halinde yapılabileceği gibi toplu ödemelerde yapılabilir. Hakim önünden karar verilmeli ve ilam edilmelidir.

Nafaka davalısı kişinin maddi geliri, hakimin vereceği ve nafaka alacaklısına ödenecek miktar ile doğru orantıda olmalıdır. Nafaka borçlusu da bu ödeyeceği nafakadan ötürü zor koşullara girmemelidir.

Türk Medeni Kanunu’un 175. maddesine göre yoksulluk nafakası süresiz verilir. Nafaka borçlusu yaşamını yitirdiği takdirde nafaka alacaklısının nafaka hakkı sona ermiştir. Kesinlikle bir hak talep edemez. Ayrıca; kanunda, nafaka alacaklısının haysiyetsiz hayat sürmesi durumunda da nafakadan hak talep edemeyeceği belirtilmiştir.

Kısacası; yoksulluğa düşecek olan kişilere örnek verilecek olursa; bu tabir, ev hanımlarını, herhangi bir mesleği ve geliri olmayanları, mesleği olup işsiz olanları  kapsar.

Yoksulluk nafakası talep eden taraf çalışıyor ancak asgari ücret aldığı için geçinemiyor ve bundan dolayı dava açıyor ise boşanmada hiçbir kusuru olmamasına rağmen yoksulluk nafakasından yararlanamaz.