0 216 459 53 97
Sosyal Medya Hesaplarımız

Nafaka Davaları

  Türk Dil Kurumu Sözlüğü’ne baktığımız zaman, nafakanın “birinin geçindirmekle mükellef olduğu kimselere, mahkeme kararıyla bağlanan aylık” tanımı görürüz. Bu tanım her ne kadar doğru olsa da hukukta ‘nafaka’ benzer ama bir yandan da farklı bir anlama gelir. Hukuki dilde nafakayı şöyle açıklayabiliriz; herhangi bir kimsenin boşanma aşamasında veya boşanmış olduğu eşine ya da çocuğuna mahkeme tarafından verilen yükümlülükle ödemek zorunda olduğu aylık para miktarıdır. Nafaka davalarının geçmişine bakarsak baya gerilere doğru gitmek olasıdır. Örneğin milattan önce 1700’lü yıllara baktığımızda, Babil Krallığı’nda bile eşini terk eden veyahut eşinden ayrılan erkeğin karısına bakması yükümlülüğünün olduğunu görürüz.

Kaç Çeşit Nafaka Var?

Türkiye’deki hukuk sisteminde çok çeşit nafaka vardır. Bunları sayacak olursak;

  • İştirak Nafakası: Ortada çocuk varsa ve velayet karşı taraftaysa, bu durumda diğer eş, çocuğun bakım ve giderlerine kendi maddi geliri doğrultusunda katılmakla mükelleftir. Bu, iştirak nafakasıdır.
  • Tedbir Nafakası: Nafaka davası sürerken, hakim/hakime, eşlerden birine (velayete sahip olmayan) diğer eşe çocukların bakımını karşılaması için ne kadar nafaka vereceğini tedbiren belirtir. Buna, tedbir nafakası denir.
  • Yoksulluk Nafakası: Bu tip nafakalarda mutlaka mahkemeye bir başvuru olması gerekir. Mahkeme, kendi başına böyle bir nafaka belirlemez. Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden maddi durumu kötüleşecek olan eşe, bir diğerinin aylık olarak verdiği para miktarıdır. Yoksulluk nafakası, karşı tarafın ekonomik durumuyla doğru orantılı olmak zorundadır.
  • Yardım Nafakası: Bu tip nafaka, aile içinde gerçekleşir. Üstsoy, altsoy ve hısımlar arasında düzenlenir. Bu nafakanın kanuna koyulmasındaki amaç, akrabalar arasında maddi gelirin eşitlenmesi ve ona göre bir tarafın ötekilere ödeme yapmasının sağlanmasıdır.

Nafakayı Kimin Ödeyeceği Nasıl Belirlenir?

Anlaşmalı boşanma veya evlilik başında evlilik sözleşmesi imzalanması gibi durumlarda nafaka genellikle çoktan belirlenmiş ve üstünde anlaşılmıştır. Ancak zorlu nafaka davaları, çekişmeli boşanmalarda görülür. Bu tip boşanmalarda ise kimin nafaka alacağı ve kimin nafaka vereceği hususu karara bağlanırken iki şey göz önünde bulundurulur;

  • Boşanmada kimin daha kusurlu olduğu,
  • Boşanma gerçekleştikten sonra hangi tarafında yoksulluğa düşeceği.

Bu iki başlık hakim/hakime tarafından gözden geçirilerek, nafakayı kimin ödeyeceği belirlenir. Ancak burada asıl belirleyici olan kusurun kimde olduğu değil, kimin maddi açıdan sıkıntıya düşeceğidir. Dolayısıyla, belli bir işi ve geliri olan kimseye nafaka bağlanması pek muhtemel olmamaktadır.

Peki Nafaka Miktarı Neye Göre, Nasıl Belirlenir?

Nafaka miktarlarının belirlenmesi ülkeden ülkeye farklılık gösterebilir. Örneğin ABD’de nafaka miktarının alt ve üst sınırı kanun çerçevesinde belirlenmiştir. Fakat bizim ülkemizde durum tam olarak böyle değildir. Nafaka miktarı konusunda hukuk kanunlarında belirlenmiş ve somut miktarlar yer almaz. Bu sebeple de, nafaka miktarının ne kadar olacağı nafaka ödeyecek tarafın maddi gücüne göre hakim/hakime tarafından kararlaştırılır. Bu durum kimi zaman kamuoyunda tepki çekse de, şu an için bu konuyla alakalı olarak herhangi bir alt-üst sınır belirleme ve yasayı değiştirme doğrultusunda bir adım atılmamıştır.

Nafaka ödeyecek tarafın maddi durumu baz alındığından, aylık nafaka miktarı bazen 150 bin liralara kadar çıkabileceği gibi, 300 lirayla da sınırlı kalabilir.

Dolayısıyla, kanun nezdinde bununla ilgili herhangi bir somut,niceliksel ve matematiksel  bir kota belirlenmemiştir.

Nafakanın Kaldırıldığı Durumlar

Diğer ülkelerde bu şartlar daha değişik olsa da bizim ülkemizde hukuka göre bunun birkaç şartı vardır. Bunlar, şu şekilde sıralanabilir;

  • Nafaka alan kişinin başka birisiyle bir evlilik birliği gerçekleştirmesi halinde,
  • Nafaka alan kişinin hayatını kaybetmesi halinde,
  • Nafaka alan kişinin önceden çalışmadığı varsayıldığında, nafaka aldığı süre içinde bir iş bulması durumunda

kişinin aldığı nafaka, nafaka veren kişi tarafından herhangi bir başvuru yapılmaksızın direkt olarak ortadan kalkar.

Nafaka Alabilmek İçin Evlilik Birliğinin Asgari Bir Süre Sağlanmış Olması Gerekli Midir?

Bu konu başlığında da diğer ülkelerle kıyaslandığında ülkemizdeki hukuk sisteminin daha insaflı olduğunu görürüz. Örneğin yine ABD’de, eşlerden birinin nafaka talep edebilmesi için evliliğin en az 10 yıl sürmüş olması şartı aranır. Ancak ülkemizde yürürlükte olan Medeni Kanun’da bu tarz bir asgari süre şartı aranmamıştır. Yani, 24 saat bile evli kalınsa kişi yoksulluğa düşeceğini ispat ederse nafaka davası açabilir.

Sonu Gelmeyen Nafaka

Bu konu, geçtiğimiz sene içinde de sıkça tartışıldı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na yapılan başvurularda ömrü boyunca gelirinin büyük bir kısmını eski eşine nafaka ödeyerek harcayan kişiler, bu konuda bir üst veya alt sınır koyulmasını talep etti. Sadece bir sene evli kalıp 15 senedir nafaka ödediğini belirten de oldu, 10 senelik evliliğin ardından eşi iş bulsa bile nafakasının kaldırılmadığı belirten de… Bu gibi durumlarda hukuk mağdur olan kişiyi korumaya yönelik işler. Dolayısıyla, bakanlığa yapılan itiraz başvurularında, nafaka ödenen kişinin mağduriyetinin devam edip etmediğine bakılmalı ve mahkemenin bu hususta bir karara hükmetmiş olmasına bakılmalıdır.  Aksi takdirde, ara ara yükselen “nafaka isyanları” sadece televizyonda, gazetede ya da internette görünmek amacına hizmet etmiş olacaktır. Eğer mahkeme nafaka ödeyen kişinin mağduriyetine hükmederse, o zaman bu emsal bir karar olacak ve aynı mağduriyeti yaşayan diğer kişiler için de bir umut kapısı haline gelecektir.  Evlilik birliğini bozmak, bir çok açıdan  sağlam ve kararlıca düşünülüp alınması gereken bir karar olarak karşımızda durmaktadır. Bunu en somut şekilde nafaka ve velayet davalarında görebiliriz…