0 533 351 98 54
Sosyal Medya Hesaplarımız

Velayet Davası

Türkçe sözlükteki anlamına baktığımız zaman velayet; bir kişi üzerinde otorite ya da velilik manasına gelmektedir. Ancak bu mana, hukuki dilde değişiklik gösterir. Hukuktaki kullanımına göre velayet; 18 yaşını geçmemiş veya kendini idame ettirecek yaşta olmayan, bakıma muhtaç çocukların veliliğinin ve temsilinin mahkeme yoluyla anne-baba veya üçüncü şahıslara verilmesidir. Günümüz hukukunda velayet, kişilerin “hakkı” olmasından farklı olarak, o kişiler aslında birer sorumluluk vermektir. Bu sebeple de velayet davaları birer “sorumluluk” davası olarak da nitelendirilebilir.

Velayet Davasının Amacı Nedir?

Bu davaların günümüzde farklı amaçları olabildiği gibi, bazen boşanan ebeveynlerin çocuklarına kimin bakacağı ve onların sorumluluklarını üstleneceği konusunda da bu tip davalar açılabilir. Bir sıralamaya koyarsak bu amaçlar;

  • Burada en mühim amaç en nihayetinde velayet davası görülen çocuğun korunması, iyi bir çevrede ve iyi insanlarla yetişmesini sağlamaktır.
  • Seçilecek vasinin, çocuğun korunması ve hayatını idame ettirmesi için yeterli olup olmadığına karar vermek,
  • Çocuğun yada çocukların psikolojisinin minimum düzeyde etkilenmesi hedeflenerek aile için çözülmemesi gereken bir konudur. Bu sebeple mahkemeye taşınır, taşınmalıdır.

Vasi Ne Demek?

Vasinin Türk Dil Kurumu Sözlüğü’ndeki manasına bakacak olursak, “kendine bakmaktan aciz bir kimsenin veya bir yetimin, hastanın malını yöneten kimse” cümlesini görürüz. Bu tanım doğru olsa da hukuk dilinde vasinin kullanımı daha farklıdır. Hukukta vasi, “kendine bakacak durumda olmayan ve yaşça küçük kimselere bakmakla yükümlü olduğu kanun tarafından belirlenmiş kimse” anlamına gelir. Vasi belirlenirken mahkemenin göz önüne aldığı hususlar vardır. Bunlar;

  • Vasilik öncelikle aileden ya da aileye yakın kişilerden tayin edilir,
  • Bir sosyal bakım kurumuna ya da başka bir ailenin yanına verilebilir.

Vasinin himayesinde bulunan çocuğa karşı sorumlulukları arasında, çocuğun bakımını sağlamak ve devam ettirmek, çocuğun hukuki işlerinde eğer 18 yaşını geçmemişse onu temsil etme, çocuğu korumak ve kollamak, eğitim hayatının devamını sağlamak ve kişilik hakkının korunmasına sahip çıkmak gibi başlıklar yer alır.

Velayet Davasının Açıldığı Durumlar

Ebeveynlerin evlilik bağı sürdüğü müddetçe çocuk veya çocukların velayeti her ikisine aittir. Ancak bu durum ayrılık ve boşanma gibi durumlarda doğal olarak değişir. Ebeveynler kendi aralarında kimin vasilik edeceğini tartışır ve çoğunlukla ortak bir karara bağlanamaz ve çocuğun psikolojisi bu tip durumlarda bozulmaya çok müsaittir. Bu tip durumların yaşanmaması için hukuk, bu duruma el atmıştır ve bu doğrultuda da vasilik davaları görülmektedir.

Bir diğer velayet davası açılan durum ise, anne babanın çocuğa bakamaması, çocuğu istismar etmesi ve genel olarak ebeveynlik sorumluluklarını yerine getirmemesi durumudur. Bu durumda velayet davası açılır ve çocukların velayeti 3. Şahıslara verilir. Yani, mahkeme başka bir vasi tayin eder.

Başka bir durum ise, ebeveynlerin sağlık durumlarının ve akli dengelerinin yerinde olmaması durumunda açılır. Veyahut, ebeyvnlerin hayatını kaybetmesi sonucunda eğer çocuk hala bakıma muhtaç ve 18 yaşını geçmemişse, diğer vasi adayları velayet davası açabilir. Bu durumda da mahkeme başka bir vasi tayin edecektir.

Ortada yasal bir sebep yoksa, velayet anne babadan alınamaz.

Velayet Davalarında Çocuğun İsteği Dikkate Alınır Mı?

Eğer çocuk kendini düzgün ve doğru ifade edebilecek bir yaştaysa hakim/hakime çocuğa velayet davası sırasında mutlaka kiminle kalmak istediğini sorar. Ancak burada çocuğun isteği tek başına belirleyici olmamaktadır. Asıl önemli olan, çocuğa en iyi şekilde kimin vasilik edebileceği ,yani ona en iyi şekilde kimin bakabileceğidir. Hakim/Hakime, hem çocuğun isteğini hem de fiziksel koşulları baz alarak çocuk(lar) için en doğru kararı vermekle mükelleftir.

Velayetin Kaybedildiği Durumlar

Velayetin kaybedileceği durumlar hukuk kurallarıyla çok ayrıntılı ve şüpheye mahal vermeyecek şekilde belirlenmiştir. Burada, yerine getirilmeyen kurallar açıkça belirtilmiş olup bunlar;

  • Vasi, himayesi altında bulunan çocuk veya çocuklarla yeterince ilgilenmiyorsa,
  • Hukuk yoluyla ona verilen vasilik yükümlülüklerini yerine getirmiyorsa,
  • Çocuğa (her türlü olabilir) istismara maruz bırakıyorsa,
  • Vasinin maddi durumu kötüye gidiyorsa ve bu sebeple himayesi altında bulunan çocukla ilgilenemediğini belirtiyorsa ve vasilik yükümlülüklerinden vazgeçmek istiyorsa, bu durumda belgelerle maddi olanaksızlıklarını belgeleyip mahkeme beyan etmek zorundadır. Böylece velayet davası tekrar görülür ve vasiler mahkeme yoluyla değişebilir.

Velayet Davalarının Çocuklar Üzerindeki Etkisi

Velayet davaları, her ne kadar zaruri olsa da, çoğu zaman çocukların psikolojisini olumsuz yönde etkiler. Bu sebeple, mahkeme sürecinde mümkün olduğunca çocuğun az katılımı uygun görülür. Çocuk(lar), bu tip durumlarda arada kalmaya zorlanmamalı ve kendi iradeleriyle mahkeme heyetine kiminle yaşamak istediklerini söylemelidir. Çocuğa, bir boşanma durumunda, kiminle yaşarsa yaşasın öteki ebeveynini de sıklıkla görebileceği ve anlatılmalıdır. Sonuçta, burada önemli olan çocuğun yaşamının belirlenmesidir. Çocuk, bakıma muhtaç bir şekilde bırakılmamalı, her ihtiyacı karşılanmalıdır. Eğer vasi, çocuğun özellikle eğitim ve temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda ise yukarıda da belirtildiği gibi bunu mahkeme heyetine belgelerle ve kanıtlarla ibraz edip, çocuğun velayetinin bir başka kimseye verilmesini talep etmelidir. Aksi takdirde, çocuğun yaşam pratiği tehlikeye girecek ve iyi bir hayat yaşaması için tayin edilen vasi, onu önceki olduğundan daha kötü bir hayatın içine atmış olacaktır.

Boşanma durumunda önemli olan ebeveynlerin kendi aralarında bir karara bağlamadan önce mutlaka bir velayet davası açmasıdır. Böylece çocuğun aklı karışmamış olacak ve anne baba arasında gereksiz bir tartışma da engellenmiş olacaktır.