0 216 459 53 97
Sosyal Medya Hesaplarımız

Suç İşleme Nedeniyle Boşanma

Toplumsal yaşamın mihenk taşlarından biri olan ailenin oluşumu evlilikle başlar. Fakat her zaman evlilik birliğini layıkıyla sürdürebilmek mümkün olmaz. Gerek tarafların karşılıklı anlaşmazlıkları gerekse taraflardan biri yahut ikisinin de kusurları sebebiyle ayrılık mevzu bahis olabilir. Medeni hukukta, bu süreci tarafların en az zararla atlatabilmesi için 4721 sayılı kanunun ilgili 161 ile 166 sayılı maddelerinde olabildiğince açıklayıcı ve kapsayıcı ifadeler kullanılmıştır. Bu maddelerde konu edilen boşanma sebepleri genel sebepler ve özel sebepler olmak üzere iki ana başlıkta incelenmektedir.

Genel Sebepler

  • Şiddetli geçimsizlik ve evlilik birliğinin sarsılması
  • Anlaşmalı boşanma
  • Fiili ayrılık

Özel Sebepler

  • Zina
  • Terk
  • Akıl hastalığı
  • Suç işleme
  • Onur kırıcı davranış
  • Haysiyetsiz hayat sürme
  • Hayata kasıt

Görüldüğü üzere suç işleme nedeniyle boşanma, özel sebepler arasında gösterilmektedir.

Suç İşleme Nedeniyle Boşanmada Kıstaslar

İlk ve gerekli kıstas, suç işleme nedeniyle boşanma davasına konu fiilin ya da cürmün evlilik tarihinden önce mi yoksa sonrasında mı işlendiğidir. Ekseriyetle sonrasında olan fiil davaya konu olabilir. Öncesinde işlendiği iddia edilen yahut kanıtlanan fiil ise davaya kesinlikle konu olamaz. Fakat bu demek değildir ki evlilik öncesinde işlenen suçlar kişiyi bağlamaz. Eğer davalı eş, evlilikten önce gerçekleşen yahut gerçekleştiği iddia edilen fiille ilişkisini müstakbel eşine evlilikten önce ibraz etmedi ise bu durum evliliğin iptali davasına konu olabilir.

İkinci en önemli husus ise suçun ispatıdır.  Suç ispatlanmadıysa, bahsi geçen fiil suç işleme nedeniyle boşanma davasına konu olabilirse de ilgili mahkemenin suçun işlendiğini onaylayan kararı olmadan boşanma davası sonuçlanmaz ki masumiyet karinesi gereğince bu durum mâkul bir dayanağa sahiptir. Boşanma davasına bakan hâkim, davanın sonuçlanacağı tarihe dek boşanma davasını bekletir.

Bir diğer kıstas ise suçun yüz kızartıcı olup olmadığıdır. Yüz kızartıcı suç tanımı ilgili kanunda net olarak belirtilmemekle birlikte uyuşturucu kaçakçılığı, hırsızlık, cinayet, hileli iflas, rüşvet ve dolandırıcılık gibi suçlar bu kapsamda değerlendirilir. Fakat hiçbir davada net olarak hüküm şu olur denilemez zira, suçun işlendiği koşullar ile suç isnat edilen eşin sosyal ve kültürel yapısı hâkimin takdirini etkileyecek başlıca unsurlardır.

Bahsi geçen fiilin yahut suçun davacı olan eşi mağdur eder mahiyette olup olmaması da önem arz eden hususlardan biridir. Eğer suç unsurunun davacı eşi küçük düşürücü etkisi sabit olmazsa boşanmaya gerek yeter şart oluşmamış olduğundan hâkim aksi yönde karar verme takdirine sahiptir.

Suçun eşlerden birine değil de üçüncü şahıs yahut şahıslara yönelik olması da gerekli etmenlerdendir. Zira davacı eşe yönelik fiiller bu boşanma gerekçesi kapsamında değerlendirilmez ve niteliğine göre kanunun ilgili maddesi uyarınca incelenir.

Suç İşleme Sebebiyle Boşanma Yasal Süre Mevhumu

İlgili kanun bu konuda bir süre kıstı koymamış olsa da suçun öğrenildiği zaman üzerinden geçen uzun vakit, hâkim tarafından kötüye kullanım gibi algılanabilir. Bu durumda davanın iptali yahut reddi mümkün olabilir. Ayrıca sürenin uzaması hâkim nezdinde suçlu eşin affedilmiş olduğuna dair bir kanaat oluşturabilir ki bu durum da davanın reddine karar verilmesi muhtemeldir.

Mücmir Sebeplerde Vasi Tayini

Suçun isnat edildiği eş tutukluluk, hastalık, iflas yahut buna benzer durumlar içerisinde ise yasal olarak vasi tayini mümkündür. Vasi mahkemeye iştirak ederek yerine beyanda bulunabilir.

Eşe Yönelik Suçlarda İşleyiş

Boşanma davalarında eşin kendisine yönelik suçlardan boşanmaya sebebiyet verecek üç madde sıralanmıştır:

  • Karşı tarafın hayatına kastetme niteliği taşıyan suçlar
  • Suçlu tarafın eşine karşı yaptığı onur kırıcı davranışa ilişkin suçlar
  • Suçlu eşin işlediği çok kötü davranış olarak tanımlanan suçlar

Bu maddeler Türk Medeni Kanunu’nun 162. Maddesi’nde açıkça düzenlenmiş, düzenlenmeyen hususlar ise delil ve şahitlerin varlığı ile hâkimin takdirine bırakılmıştır.

Velayet Tayini

Bu tür davalarda davalının suçlu olup olmamasının yanında suç unsurunun çocuğun güvenliğini tehdit edip etmemesine de bakılır. Davalı eş ceza mahkemesi tarafından suçlu bulunmuş olsa dahi suç unsuru çocuğun can ve manevi güvenliğini tehdit etmiyor ise davalıya da velayetin verilmesi ihtimal dahilinde olmakla birlikte konunun özel anlamda incelenip irdelenmesiyle mahkeme kurulu tarafından hüküm verilir. Davacı tarafın güveni ihlal edecek bir davranışı bulunmamakla birlikte çocuğun refahını sağlayacak olanaklara sahip değilse hâkimin davalı taraf lehine karar vermesi de muhtemeldir. Fakat isnat edilen suçun niteliği ve hâkimin takdiri bu davalarda en önemli etken olarak görülmektedir.

Mahkeme Kararında Sebep Sonuç Bağlayıcılığı

Bir sebeple açılan ve davalının bu sebeple savunma ve beyanat verdiği bir davada başka bir sebeple karar verilmesi mümkün değildir. Yani dava suç işleme sebebi ile açıldıysa zina sebebiyle karar verilmesi düşünülemez. Dava konusu ve mesnedi ne ise karar da o minvalde bir bağlayıcılığa sahiptir. Eşer boşanmayı gerektirecek birden fazla unsur var ise her biri için ayrı ayrı dava açılması gereklidir. Bu durumda mahkeme, her bir unsuru tek tek inceleyerek karara bağlamakla mükelleftir.

Eğer dava açan taraf da aynı yahut başka nitelikte yüz kızartıcı suç işlemişse de bu, davaya karşıt gerekçe olarak sunulamaz. İşlenen suç sabitse karşı taraftaki eşin masumiyetinden azade bir şekilde dava görüler, tanıklar dinlenip deliller incelenerek gerekli usullere göre karara bağlanır.

Suçun İşlenme Tarihi Önemli midir?

Suç işlenmesine yönelik olarak yürütülen davalarda suçun işlenme tarihi de önemlidir. Çünkü suç evlilik tarihinden sonra işlenmiş olmalıdır. Öncelikle burada itham edilen suçun türüne bakılır. Yani kovuşturma ve soruşturma aşamasında oaln bu suçun yüz kızartıcı bir suç olup olmaması önemlidir. Eğer suç evlenme  tarihinden önce işlenmiş ise o zaman boşanma davası açılmış olsa bile reddedilecektir. Çünkü eşi, öncesinde yaşanan durumdan haberdar olunduğunu ve bu bilinçle eşin yaşamayı kabul ettiğini söyleyecektir. Hakim de bu nedenle boşanmayı reddedecektir. Ancak istisnai durumlarda bu kabul edilebilir. O da hile ve sahtekarlıkla eşten bu durumun gizlendiğinin ispat edilmesidir. Yani evlilik tarihinden önce işlenen suçun eşten bilerek gizlenmiş olması ve bunun ispatı gerekir.

Yüz Kızartıcı Suçu Kim Belirler?

Suçun yüz kızartıcı bir suç olup olmadığını belirleyen hakimdir. Ancak yine de hakimin işlenen suçu boşanma sebebi görmeme ihtimali de vardır.  Bu nedenle suçun niceliği ve niteliği önemlidir. Hakimin kriterleri de tamamen yasal uygunluklara göre belirlenir. Kanunlar da genelde örf ve adetler, toplumsal algılar üzerine kurulmuştur. İşlenen suçun ortak hayata ne kadar zarar verdiği de önemlidir. Çünkü suç ortak hayatı da etkilemiş ve zedelemiş olabilir. Ayrıca cezai durumlar boşanma davası için bekletici olabilmektedir. Kovuşturma aşamasında diğer eş boşanma davasını yine de açabilir.