0 216 459 53 97
Sosyal Medya Hesaplarımız

Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma

İnsan hayatında evlilik kadar ayrılığın da önemli bir yeri var. Her ne kadar istenen bir durum olmasa da bazen hayat şartları, yaşanan olumsuzluklar yahut eşlerin birbirine yaklaşımları ve kişilik özelliklerindeki farklılıklar boşanmaya kadar giden bir sürecin habercisi olabiliyor. Evlilik öncesi tanışma ve sevgililik aşamasında mazur görünen yahut hiç görülmeyen sorunlar evlilikle birlikte aynı evde yaşamaya, yaşam yükümlülüklerini birlikte yerine getirmeye başlayınca yığılarak artabiliyor. Böyle durumlarda boşanma avukatı, tarafların tüm sıkıntılarında yardımcı olarak onlara ilgili kanunları anlatmak, haklarını ve yükümlülüklerini bildirmek suretiyle bir cankurtaran vazifesi görüyor.

Boşanma davalarında sebep, davayı ve gidişatını belirleyen ana unsurdur. Genel ve özel olmak üzere iki ana başlıkta sebepler sıralanmıştır. Fiili ayrılık nedeniyle boşanma genel sebepler arasındadır. Aynı zamanda mutlak bir boşanma sebebidir. Bununla birlikte, evvelce bir boşanma davası açılmış, görülmüş ve reddedilmiş olmalıdır ki fiili ayrılık nedeniyle boşanma davasına konu olabilsin. Mevzu bahis davanın reddinden sonra üç yıllık bir zaman diliminin geçmesi gereklidir. Ancak bundan sonra fiili ayrılık nedeniyle boşanma davası açılabilir. Bu süre, davanın reddedilmesinin kesinleştiği tarihten sonra başlar ve tamamlanması gerekir. Ayrıca bu süre içerisinde evlilik birleşiminin tekrar sağlanmamış, tarafların birlikte yaşama koşullarının oluşmamış olması gerekir ki karar olumlu yönde yani boşanmaya sebebiyet verecek yönde sonuçlanabilsin.

Aynı zamanda, birden fazla boşanma davası açılmış ve görülmekte iken; bunlardan herhangi birinin kesin kararından sonraki üç yıllık süreç, eylemli yahut fiili boşanma davasına konu oluşturabilir. Diğer davalarının kabulü yahut reddi bu tür boşanma davaları için bağlayıcı özellik göstermez, fiili ayrılığın kendisi, boşanmaya mutlak sebep teşkil eder.

Fiili ayrılık, eylemli ayrılık olarak da ifade edilir ve kesintisiz üç yıl sürmesi gerekmektedir. Bu süre, boşanmanın reddi kararının tam olarak kesinleşmesinden sonraki süreyi ifade eder. Eğer bu zaman içerisinde herhangi bir sebeple ortak yaşam tekrar oluşmuş yahut birlikte yaşama gibi bir süreç olmuşsa davanın kabulü mümkün değildir. Ola ki ortak yaşam kurulmuş ve tekrar fiili ayrılık durumu oluşmuşsa bu durum üç yıl sürse bile bu sebeple açılacak boşanma davasına konu oluşturamaz.

İstisna Durumlar Ve Ortak Hayatın Yeniden Kurulup Kurulmadığı Hususu

Bu tür davalarda bahsi geçen süre içerisinde ortak yaşamın yeniden kurulup kurulmadığı bazen net olarak belirlenemeyebilir. Mahkemece, davalı ve davacı taraf bir araya gelmiş olsa bile ortak yaşamın tekrar inşası niteliğine haiz olmayan durumlar şu şekilde sıralanabilir:

  • Tarafların ortak çocukları için görüşmesi
  • Bir hususta tartışmak için münferit görüşmeleri
  • Zorunluluk arz eden sebeplerden ötürü bir görüşmeleri
  • Taraflar arasında cinsel münasebet

Ancak bu durumlar mutlak bir ret yahut onay sebebi değildir elbette. Hâkim kişilerin sosyal ve kültürel yapıları ile kişilik özelliklerine, hatta aile yapılarına bakarak aksi yönde karar da verebilir. Tanık ifadeleri de bu süreçte etkili olmakla birlikte herhangi bir çelişkiye mahal vermeyecek şekilde net ve açıklayıcı olmaları beklenir.

Ortak yaşamı tanımlamayacak maddelerde görüldüğü gibi cinsel ilişki, ortak yaşama her zaman sebep ve delil sayılamaz.

Feragatin Boşanmaya Etkisi

Boşanma davalarının herhangi bir türünde feragat gerçekleşebilir. Feragat eden eş, daha sonra tekrar boşanma davası açabilme hakkına sahiptir. Eğer açılacak dava eylemli ayrılık davası olacak gerek şart olan üç yıllık ayrılık süreci için feragat tarihi baz alınır.

Eylemli boşanma davalarında tazminat söz konusu olamamakla birlikte boşanmanın kabulünü takip eden süreçte tazminat ve nafaka için ayrıca dava açılabilir. Tazminat ve nafaka, bu türden boşanma davalarının konusu değildir.

Eylemli Ayrılığın Kanıtlanması

Bahsi geçen boşanma davalarında ayrılığın dayanak olabilmesi için ispatı da bir o kadar önemlidir. Bu konuda en bağlayıcı ispat tanıkların ifadeleri olarak bilinmekle birlikte tanık ifadelerinin anlaşılır ve net olması oldukça büyük önem arz eder.  Eğer hâkim, tanıkların kendisinde, davranışlarında yahut verdiği beyanda yalan ve/veya çelişki olduğuna hükmederse ifadesini geçersiz sayabilir. Aynı şekilde ayrılığın, tarafların isteğinin dışında gerçekleşmesi ihtimali de yok değildir ve bu durumda hâkim davanın reddine karar verebilir kolaylıkla. Fiili ayrılık durumunun ispatında kullanılabilecek deliller arasında kredi kartı ekstreleri, eşlerin ayrı yaşadığını gösteren maddi deliller, kira kontratları, otel veya yurt kayıtları, eşlerden biri veya ikisinin birden farklı şehir yahut ülkelerde ikamet ettiklerine ispat niteliğinde olan pasaport ve vize kayıtları sayılabilir.

İspata zorunlu taraf davacı eştir. Bu durumda eğer davacı, müşterek yaşamın kurulmadığına dair inandırıcı ve somut deliller öne süremezse bu durum da davanın iptaline sebep olabilir. Davalı tarafın ispat yükümlülüğü olmamakla birlikte ihtiyaç duyması halinde karşı delil ve tanıklar sunmakta özgürdür.

Kimler Eylemli Ayrılık Davası Açabilir?

Bu tür boşanma davalarını her iki taraf da açabilir. Tüm şartların usule uygun olması önemlidir. Fiili ayrılık üç yıl kesintisiz sürdü ise, gerek şart olan önceki boşanma davasının reddi gereğine binaen dava açılması mümkündür. Fakat bu davayı açan kişinin illa ki önceki davayı açan eş olması gerekli değildir.

Eylemli Ayrılık Davalarını Diğer Boşanma Davalarından Ayıran Yönler

Bu çeşit davalarda kusurlu aranmaz, bilakis durumun kendisi evlilik kurumunun kusurlu olduğunu delalet olduğundan durumum tespiti ve