0 216 459 53 97
Sosyal Medya Hesaplarımız

Zina Nedeniyle Boşanma Davası

‘Aile toplumun temel taşıdır’ ifadesi çokça dillendirilen bir klişe olmakla beraber içeriğinde ezeli bir saptamayı barındırdığı için dikkate değer bir deyiştir. Tarih öncesi çağlardan bu yana değişip dönüşse de insan uygarlığının başlangıcı bu küçük birimdir demek yanlış olmaz. Toplumsal yapı işte tam da bu küçük birimle başlayarak sırasıyla kabile ve klanları sonrasında giderek genişleyip kent devletlerini, krallık ve imparatorlukları oluşturdu. Tüm bu gelişmeler sürerken yapısı ve özelliğinden pek bir şey kaybetmeyen aile olgusu günümüze dek sarsılmadan ayakta kalmayı başarabildi. Toplumun temeli hatta atası oluşundan hareketle, içerdiği huzur ya da huzursuzluk doğrudan toplumda etkisini hissettirir. Peki ya ailenin birliği ve bütünlüğü sarsılırsa?

Aileden Topluma: Kelebek Etkisi

Ailede huzur olmazsa bu durumdan sadece içindekiler değil etrafındakiler de doğrudan veya dolaylı olarak etkilenir. Tek bir ailede huzurun bozulması belki toplumsal yapıyı derinden sarsmayabilir, fakat eğer bu durum yaygınlaşırsa kitlesel bir buhrana bile sebebiyet vermesi mümkün. Özellikle de bu aileler toplumca örnek alınan ve/veya göz önünde aileler ise.

Magazin haberlerine konu olan boşanma davalarının tek kötü tarafı özel hayatın fütursuzca ortalığa saçılması değildir. Bilakis, adı geçen davalara konu olan kişi yahut durumların alt yapısı ve ayrıntıları bilinmeden sorgulanması, yargılanması ve dahî topluma emsal oluşturmasıdır. Aklında evlenmek bile olmayan orta ve düşük gelirli gençlerin aklına nafaka zengini olma hayallerinin dolaylı da olsa sokulmasıdır. Oysa bu fikrin mesnedi bile kuşkuludur. Kaldı ki boşanmalarda nafaka ya da manevi tazminat miktarı; ‘alınan kişiyi fakirleştirmeyip verilen kişiyi zenginleştirmeyecek’ şekilde talep edilebilir.

Zina ve Boşanma Hakkında Yanlış Bilinenler

Zina, genel kanının aksine evlilik dışı birliktelik değil; evli bireyin eşi dışında birisiyle yaşadığı cinsel birliktelik olarak medenî kanunda yer bulur. İslami tabirin açıklaması farklıysa da terim ancak bu şekilde kullanıldığında yasal yaptırım gerektiren bir duruma sebep olur. Eğer adı geçen durum yüzünden diğer eş, zinaya konu eşini affeder ve durumu öğrendiği zamandan itibaren altı ay içerisinde dava açmaz ise dava hakkını yasal olarak kaybeder. Aynı şekilde zina eyleminin üzerinden beş yıldan fazla zaman geçmesi durumunda ise dava hakkı her ne şartta olursa olsun kaybolur. Fakat fiil birden fazla defa tekrarlanmış ise bu sürenin, fiilin gerçekleştiği son seferden itibaren başladığı kıstas alınır.

Davada manevi tazminat talebi söz konusu olabilir. Manevi tazminat iki tarafa açılabilir:

  • Zina yapan eş
  • Zinaya konu 3. Kişi

Eğer zinaya konu diğer kişinin birlikte olduğu (zina eyleminin diğer tarafı) 3.kişi; evlilik durumundan haberdar değilse aksi ispatlanmadıkça manevi tazminata hükmedilmez.

İlgili tazminat ve/veya boşanma davasında zinanın kanıtlanması beklenir. Tam olarak kanıtlanması imkânsıza yakın bir olasılık olsa da sosyal medya yazışmaları, telefon görüşmeleri, video kaydı, ses kaydı gibi unsurlar delil olarak sunulabilir.

Zina kanunen hem mutlak hem de kusura dayalı bir boşanma nedeni olarak nitelendirilir. Bu sebeple sadece ve sadece bu durumun ispatı bile boşanmaya karar verilmesine neden olabilir.

Diğer boşanma davalarının genelinde olduğu gibi ‘evlilik birliğinin sürdürülemez olması’ yahut ‘ortak hayatın eşlerden biri için çekilmez hâle gelmesi’  gereği bu tür davalarda aranmaz.

Toplumdaki genel kanının aksine zina fiili Türk Ceza Kanunu’na göre suç teşkil etmediğinden kanunen bir cezaya konu değildir. Sadece eşine karşı sadakat görevini yerine getirmemiş olduğundan manevi tazminata ve/veya boşanmaya sebep olabilir.

Kanunen Hangi Fiiller Zina Kapsamına Girer?

Yine yaygın kanının aksine cinsel ilişkinin tam olarak kendisi dışındaki hemen hiçbir fiil zina kapsamına kanunen alınmamıştır. Karşı cinsle olmayan cinsi münasebet için de kanunda zina olarak geçmemekle birlikte farklı yorumlanabilecek Yargıtay kararları da yok değildir. Yine de bu durumda ‘haysiyetsiz yaşam sürme’ kapsamında boşanma ve manevi tazminat davası açılabilir.

Cinsel ilişkinin bizzat vuku bulması dışındaki durumlar da zina kapsamına alınmaz. Öpüşme, sarılma, sevişme gibi yakın ilişkiler dahi kapsam dışında kalmakla beraber yukarıda belirtilen sebeple dava açılması yüne de mümkün olabilmektedir.

Ayrıca eğer söz konusu fiil istek dışı yahut bilinç dışı gerçekleşmişse de zina davasına konu olamaz. Daha açık ifade etmek gerekirse tecavüze uğrayan eşe bu dava açılamaz, eş bu durumda hiçbir koşulda suçlanamaz. Kaldı ki mağdur olan bahsi geçen eş olduğuna göre böyle bir dava ne etik ne de ahlaki yönden kanıksanabilir niteliktedir. Aynı şekilde eğer mevzu bahis eş; cebren, uyuşturucu veya ilaç etkisi altındayken isteği dışında cinsel fiile maruz kaldıysa da bundan ötürü suçlanması söz konusu olmadığı gibi bu fiil boşanmaya gerekçe teşkil etmez. Zinadan söz edilebilmesi için kişinin mutlak kusurlu yahut iradi fiili gerektir.

Bunların yanı sıra fiil bir kez dahi işlenmiş olsa boşanmaya geçerli sebep arz eder.

Dava Süreci ve Karar Aşaması

Zina nedeniyle boşanma davası sürerken bahsi geçen fiilin vuku bulması da dava hakkı doğurur. Zira evlilik birliği henüz bozulmamış olduğundan eşler( davadaki taraflar) halen birbirlerine sadakatle yükümlüdürler. Gaiplik durumlarında dahi dava sonuçlanıncaya dek bu yükümlülük devam eder.

Son olarak, davacı eşin de aynı fiili gerçekleştirmiş olup olmaması zina nedeniyle boşanma davasının seyrini değiştirmez. Burada esas olan davalının fiili işleyip işlemediğidir.