0 216 459 53 97
Sosyal Medya Hesaplarımız

Nafakanın Arttırılması Davası

Nafaka, boşanma neticesinde gerçekleşen maddi güçteki değişimler neticesinde kendi hayatını devam ettirmeyecek ve yaşamsal faaliyetlerini sürdüremeyecek derecedeki azalmalarda sabit ve her ay olmak koşulu ile bağlanan nakdi ödemelerdir.

Boşanma sebebi ile yaşam standartları değişeceğini tespit eden eş tarafından boşanma davası görülürken talep edilebileceği gibi davanın sonuçlandığı tarihten itibaren 1 yıl süre içinde de ayrı bir dava ile talep edilme şansı vardır.

Bu kapsamda Türk Medeni Kanunu’nun 176. Maddesi 4. Fıkrasında;

“Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması ve azaltılmasına karar verilebilir.“

şeklinde düzenleme mevcuttur.

Gerek yaşam koşulları ve gerekse para piyasasındaki değişimler neticesinde belirlenen nafaka bedeli nafakayı hak eden kişiye zamanla yetmemeye başlamaktadır. Hakim tarafından her yıl düzenli bir artışa bağlanacağı ilam edilen nafakada bile bazı yetersizlikler görülebilmektedir.

Ayrıca; nafaka borçlusunun gelir düzeyinde görülen artışlar neticesinde, nafaka alıcısı bu durumu fark tespit ettiği takdirde nafaka miktarında arttırım isteyebilir.

Öte yandan nafaka alıcısının aldığı nafaka enflasyon neticesinde değer kaybına uğrayabilmektedir.

Eşlerin çocukları var ise;  çocuğun lise ya da üniversite yıllarına başlaması neticesinde artan eğitim masraflarının sonucunda da nafaka alan kişi bu miktarı yetersiz görmeye başlamaktadır. Bu durumlarda da nafakanın arttırılması davası açmaya hak kazanır.

Nafaka davası açmanın zaman aşımı yoktur. Boşanma sürecinden sonra nafaka bağlanan eş gerek eğitim gerek ise yaşam şekillerinin değişmesini öne sürerek nafakanın arttırılması davasını açabilmektedir.

Anlaşmalı boşanmaya rağmen eşler arasında anlaşarak nafaka bağlandığı durumlarda da anlaşmalı boşanma nafaka arttırmaya engel bir durum oluşturmaz.

Nafaka arttırma talebi varsa mutlaka gerekçeleriyle mahkemeye sunmak zorundadır. Nafaka arttırma davası Aile Mahkemesine açılır. Bunun için ikamet ettiği yerdeki mahkemeye ikamet adresi ile gidilir.

Bu sunulan gerekçeler başvurulan mahkemede incelemelerden geçer ve nafaka borçlusunun gelirindeki artışın tespiti halinde nafaka arttırma talebi olumlu sonuçlanır.

Türk Medeni Kanunun 176. ve 330. Maddeleri gereğince nafaka arttırmasına ihtiyaç duyan kişiler bu davayı açarken, nafakanın ileriki yıllarda da enflasyona ve nafaka borçlusunun gelir düzeyindeki artışına göre nafakada değişiklik isteyebilmektedir. Bu sürekli dava açmanın önüne geçer. Böylelikle kişiler her gelir düzeyindeki artış ya da nafakadaki yetersizlikte tekrar tekrar dava açma zahmetinden ve masraftan kurtulmaktadır.

Mahkemelerce Yargıtay’ın verdiği kararlar Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) Türkiye İstatistik Kurumu tarafından belirlenmektedir. Bu oranlar belirlenirken sadece Türkiye İstatistik Kurumunun kuralları belirleyici olmayıp, gelir düzeyindeki gözle görülür artış da belirleyici olmaktadır.

Nafaka arttırma davası nispi harca sahiptir. Şöyle ki; arttırılacak miktara göre ödenecek vergi miktarı da değişmektedir.

Örnek verilecek olursa; Kadir ile Yeşim, 1998 yılında evlenmiş ve 2011 yılında anlaşmalı olarak boşanmıştır. Mahkeme sürerken taraflar anlaşıp Yeşim’in işten atılma durumu söz konusu olduğu için Kadir tarafından 900 tl nafakaya bağlanmasına hakim tarafından karar verilmiştir. Değişen para piyasası, enflasyon oranları Yeşim’in bu para ile yaşamasını geçersiz kılmaktadır. Yeşim’ in yaşam standartlarında büyük bir düşüş meydana gelmiştir.

Kadir’inde bu süre zarfında maddi gelirinde olumlu değişiklikler meydana gelmiştir. 2011 yılında 900 tl en az gereksinimleri gidermeye yeterek yaşama destek olurken 2018 yılında bu miktar yetmemeye ve zor koşulları da beraberinde getirmeye başlamıştır.  Yeşim, Kadir’in gelir düzeyindeki artışa da güvenerek ikamet ettiği yerdeki Aile Mahkemesine gitmiş ve nafaka miktarının yetersiz kalmasını öne sürerek nafaka arttırım davası açmıştır. Aynı zamanda 2011 yılından bu yana çocukları Ahmet’inde eğitim şartlarında değişiklikler meydana gelmiştir. Ahmet artık üniversite öğrencisidir. 900 tl ile bütün masrafları karşılayacak bir durum söz konusu değildir. Yeşim oğlunun okuyabilmesi için üniversite okuduğu şehre yerleşmiş ve kira ödediğini ispat eden belgeleri mahkemeye sunmuştur. Eski eşi Kadir’in gelir düzeyi incelendiğinde ise belirgin bir şekilde artışın mevcut olduğu görülmektedir.

Mahkeme görüldüğü sırada Yeşim, geçimini aile dostlarının, ailesinin ve yakın çevresinin yardımı ile devam ettirdiğini açıklamıştır. Kirasının 450 olması neticesi ile 500 tl ile geçindiğini belgelemiştir.

Davalı, boşanma tarihi 2011 yılından bu yana öğretmenlik mesleğini sürdürdüğünü, ek bir iş yapmadığını; üstelik ödemekle yükümlü olduğu kredilerinin bulunduğunu, yasalar çerçevesinde mahkeme masraflarını da karşılayacağını ileri sürüp tüm bu durumlar gereğince nafaka arttırım isteğinin geçerli olmaması gerektiğini ileri sürmüştür.

Mahkemece veriler incelenmiş olup davalı Kadir’in nafaka ödemesini arttırması kararına varılmıştır.

Nafaka arttırım davası hangi nafaka türlerini kapsar?

Türk Medeni Kanunu’na göre 4 çeşit nafaka bulunmaktadır.

Bunlar;

  • iştirak,
  • yoksulluk,
  • tedbir ve
  • yardım nafakalarıdır.

İştirak nafakası; çocuklar için verilen nafaka

Yoksulluk nafakası; geçimini sağlamakla yükümlü olduğu yakınlarının hak edeceği nafaka

Tedbir nafakası; boşanma davası sürdüğü esnada yaşamını devam ettiremeyecek eşe boşanma esnasında verilen nafakadır.

Nafaka arttırım davasında hangi belgeler sunulabilir?

Dava açarken belirli iddialarda bulunulur ve bu iddiaların istenilen sonuca ulaşması için ispatı şarttır. Davayı sürdürmek için avukatla anlaşılırsa, avukat gerekli belgeleri mahkemeye sunmak için davacıdan isteyecektir.

Bu durumda aldığı nafakanın yetersiz olduğunu ileri süren davalı gerek faturalarla gerekse yapılan harcamalar ve ev kirası ya da çocuğun eğitim masrafları taşınma masrafları ile ilgili harcamalarını gösteren belgeleri mahkemeye delil olarak sunmalıdır.