0 533 351 98 54
Sosyal Medya Hesaplarımız

Ayıplı Malın İadesi Hakkında Yargıtay Kararları

 Maltepe Tüketici Avukatı olarak hukuk büromuzdan yardım almak İçin Bize 0 532 051 26 08 Nolu Numaramızdan Ulaşabilirsiniz.

1-) AYIPLI BILAŞIK MAKİNESİNİN İADESİ DAVASI

T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2012/6567 K. 2012/10979 T. 19.4.2012

KARAR : Davacı, davalı iş yerinden 1.3.2010 tarihinde 200 TL karşılığı eski bulaşık makinesini vererek 2000 TL değerinde yeni Bosch marka bir bulaşık makinesi aldığını, makineyi kullanmaya başladıktan sonra yeterince temizleyemediği için yetkili servise 30.03.2010 tarihinde başvurup ayıp ihbarında bulunduğunu yetkili servis elemanlarının makinedeki kusuru kabul etmemeleri üzerine Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurup makinenin ayıplı olduğu ve ödediği bedelin kendisine geri ödenmesi gerektiği yönünde karar aldığını buna rağmen davalı idarenin bedeli ödemeyerek kendisini mağdur ettiğini belirterek davalının satmış olduğu ayıplı bulaşık makinesinin geri alınarak satış bedeli olan 1800 TL’nin yasal faiziyle birlikte ve kendisinin verdiği 200 TL değerindeki eski bulaşık makinesinin aynen iadesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davaya konu malın ayıplı olmadığını, davacının kullanım hatasından dolayı sorun yaşadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu makinenin ayıplı olduğu tespit edilmiş olsa da tüketicinin onarım hakkını kullandıktan sonra bedel iadesini isteyebilmesi için, garanti süresi içerisinde sık sık arızalanması, maldan yararlanamamanın süreklilik arz etmesi yada tamirinin mümkün olmaması gerektiği, tüketicinin ürünü teslim aldıktan sonra bir ay içerisinde ayıbı bildirerek, bedel iadesini içeren sözleşmeden dönme hakkını kullanmadığını, bu durumda bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi sorunun yetkili servis elemanlarınca ücretsiz olarak giderilebilecek aşamada olduğu, davacının öncelikle satıcıya başvurup sorunun giderilmesini istemesi gerektiği ve bedel iadesi koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Tüketicinin satın almış olduğu üründeki ayıbı 1 ay içerisinde ihbar edip ayıbın giderilmesini istemesi ve satıcı tarafından ayıbın giderilememesi durumunda tüketicinin malın ayıpsız misliyle değiştirilmesini veya bedel iadesini istemesi yasal hakkıdır.

4077 Sayılı Kanunun 4. maddesini tüketicinin bedel iadesini isteyebilmesi için garanti süresi içerisinde sık sık arızalanması maldan yararlanamamanın süreklilik arz etmesi veya tamirinin mümkün olmaması gerektiği şeklinde yorumlamak yasayı tüketici aleyhine yanlış yorumlamak olur ve tüketicinin mağduriyetine yol açar. Bilirkişi raporlarına ürünün ayıplı olduğunun tespit edilmesi ve tüketicinin 1 ay içerisinde ayıp ihbarında bulunması göz ardı edilerek davacının davasının kabul edilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 21,15 TL. temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 19.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

2-) AYIPLI MOTOSİKLETİN BEDELİNİN İADESİ DAVASI

T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2009/14676 K. 2010/4491 T. 29.4.2010

2- Dava, 4077 sayılı Yasa’nın 4. maddesi gereğince ayıplı motosiklet nedeniyle bedel iadesi ve alacak, olmadığı takdirde ise, ayıpsız misli ile değiştirilmesi istemine ilişkin olup, dava konusu Mondial marka motosikletin, davacı tarafından 18.07.2006 tarihinde davalılar Hüsnü ve Nurettin tarafından işletilen A… M… C… Mondial Yetkili Bayiinden 3.690,00 YTL bedelle satın alındığı, diğer davalı U… Motorlu Araçlar San. Tic. Ltd. Şti.’nin ithalatçı firma olduğu, satış bedelinin davacı ile davalı A… C… Tüketici Finansmanı A.Ş. arasında yapılan 15.07.2006 tarihli tüketici kredisi sözleşmesi ile taksitli olarak ödendiği, alınan bilirkişi raporu gereğince, satın alındığı tarihten itibaren motosikletin 1 yıl içerisinde farklı arızalardan dolayı 8 kez servise götürüldüğü, halen de kısmen mevcut olan bu arızaların kullanım hatasından kaynaklanmayıp, gizli ayıp niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

4822 sayılı Kanun’la değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un ayıplı mal ile ilgili 4. maddesinin 3. fıkrasında, “İmalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ve 10. maddenin beşinci fıkrasına göre kredi veren ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. Ayıplı malın neden olduğu zarardan dolayı birden fazla kimse sorumlu olduğu takdirde bunlar müteselsilen sorumludurlar. Satılan malın ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.”; ayrıca aynı Kanun’un 10. maddesinin 5. fıkrasında, “Kredi verenin, tüketici kredisini, belirli marka bir mal veya hizmet satın alınması ya da belirli bir satıcı veya sağlayıcı ile yapılacak satış sözleşmesi şartı ile vermesi durumunda satılan malın veya hizmetin hiç veya zamanında teslim edilmemesi halinde kredi veren tüketiciye karşı satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen sorumlu olur.” hükümleri kredi verenin sorumluluğunu düzenlemiştir. Somut olayda davacı ile davalı kredi veren arasındaki kredi sözleşmesinde, dava konusu motosiklet için kredinin verildiği açıkça anlaşıldığına göre, bağlı kredi kullandıran davalı kredi verenin de ayıplı maldan sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, kredi verenin sorumluluğunun, satılan malın hiç ya da zamanında teslim edilmemesi ile sınırlı olduğu, buna karşılık ayıplı mal nedeniyle kredi verenin doğrudan sorumluluğunun bulunmadığı benimsenerek, davalı A… C… Tüketici Finansmanı A.Ş.’ye karşı açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmişse de, az yukarıda da değinildiği gibi, 4077 sayılı Yasa’nın 4. ve 10. maddeleri gereğince kredi veren, ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumlu olup, bu sorumluluk, malın sadece, hiç ya da gereği gibi teslim edilmemesi ile sınırlı değildir. O halde mahkemece hükmedilen alacağın kredi veren davalı şirketten de müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle kredi verene karşı açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

3- Davacı, dava konusu alacağının faizi ile birlikte ödetilmesini talep etmiş olup, satın almış olduğu motosikleti iade etmeden ödediği satış bedeli için faiz talebinde bulunamazsa da, mahkemece, aracın davalılara iadesine karar verildiğine göre, hükmedilen alacağa, satışa konu motosikletin davalılara iade tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, faiz isteminin tümüyle reddedilmiş olması da ayrıca usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ : Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz edilen hükmün, 2. ve 3. bentler gereğince davacı yararına ( BOZULMASINA ), 29.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

3-) AYIPLI BİLGİSAYARIN BEDELİNİN İADESİ DAVASI

T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2011/3897  K. 2011/11562 T. 12.7.2011

KARAR : Davacı, davalıdan satın aldığı bilgisayarın garanti süresi içinde üç kez ekran açılmama arızası verdiğini, yetkili servise götürmesine rağmen arızanın giderilmediğini, TSHH’ne başvurduğunu ve bedel iadesine karar verildiğini ancak davalının satış bedelini ödemediğini ileri sürerek, 1.578,86-TL’nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, bilgisayarda üretimden kaynaklı bir ayıp bulunmadığını, Yönetmelikteki şartların gerçekleşmediğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davaya konu bilgisayardaki arızanın 30 işgünü içinde onarım yapılarak giderildiği, arızanın ikiden fazla tekrarlanmadığı, üründen yararlanamamanın süreklilik arzetmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı, 8.12.2007 tarihinde davalıdan satın aldığı bilgisayarın ayıplı olduğunu ileri sürerek, ödenen bedelin iadesini istemiş, davalı ise bilgisayarda ayıp olmadığını savunmuştur. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 4822 Sayılı yasa ile değişik 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 4. maddesi hükmü gereğince; tüketici, satın aldığı malın ayıplı olduğunun anlaşılması halinde satıcıdan, verdiği bedelin iadesini, ayıp nispetinde bedelin tenzilini, ayıbın giderilmesi için gerekli onarımın yapılmasını, son olarak da malın yenisi ile değiştirilmesini isteyebilir. Tüketici, bu dört talep hakkından herhangi birisini tercihte serbesttir.

Talep haklarından birini tercih edip kullanan tüketici, dönüp bir başka tercih hakkının kullanamaz. Aynı Kanunun 13. maddesinin 3. fıkrasında da “Tüketici onarım hakkını kullanmışsa, garanti süresi içerisinde sık arızalanması sebebiyle maldan yaralanmasının süreklilik arz etmesi veya tamiri için gereken azami sürenin aşılması veya tamirin mümkün bulunmadığının anlaşılması halinde, 4. maddede yer alan diğer seçimlik haklarını kullanabilir” hükmü bulunmaktadır. Öte yandan 14.6.2003 gün ve 25138 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 14. maddesinde de “Tüketicinin onarım hakkını kullanmasına rağmen, malın tüketiciye teslim edildiği tarihten itibaren, belirlenen garanti süresi içerisinde kalmak kaydıyla bir yıl içerisinde; aynı arızanın ikiden fazla tekrarlanması veya farklı arızaların dörtten fazla meydana gelmesi veya belirlenen garanti süresi içerisinde farklı arızaların toplamının 6’dan fazla olması unsurlarının yanı sıra bu arızaların maldan yararlanamamayı sürekli kılması durumunda tüketicinin malın ücretsiz değiştirilmesini, bedel iadesini veya ayıp oranında bedel indirimini talep edebileceği” hükmü mevcuttur.

Açıklanan bu Kanun ve Yönetmelik hükümleri ışığında davaya konu olaya bakılacak olursa; davacı tarafından 8.12.2007 tarihinde satın alınan bilgisayarın garanti süresi içinde 3 kez ekranının açılmaması arızası sebebiyle yetkili servise götürüldüğü, garanti süresi içerisinde sık arızalanması sebebiyle bu arızaların maldan yararlanamamayı sürekli kıldığı, bilgisayarın halen serviste olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece az yukarda açıklanan yasa ve yönetmelik hükümleri gereğince bedel iadesi şartlarının oluştuğu dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 12.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

4-) AYIPLI ARACIN AYIPSIZ MİSLİYLE DEĞİŞİMİ DAVASI

T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2006/6251 K. 2006/11865 T. 18.9.2006

KARAR : Davacı, davalıdan satın aldığı araçta gizli ayıp bulunduğunu öne sürerek, aracın yenisiyle değiştirilmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, aracın davalıya iadesi şartıyla 36.000 YTL’nin tahsiline karar verilmiş; hüküm, her iki tarafça temyiz edilmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2- Davacı, davalıdan satın aldığı aracın ayıplı olduğunu belirterek, aracın ayıpsız olan misliyle değiştirilmesi için işbu davayı açmıştır. Bilirkişi raporunda, aracın ayıplı olduğu belirtilmiştir. Mahkemece araç için ödenen bedelden, yararlanma bedeli mahsup edilerek, 36.000 YTL’nin tahsiline, aracın davalıya iadesine karar verilmiştir. Gerek 4077 sayılı Kanunun ilk şeklinde, gerek 4822 sayılı Kanunla değiştirilmiş halinde, kullanım bedelinin düşülmesine yönelik bir hükme yer verilmemiştir. Yargıtay HGK’nın 2005/4-309, 2005/391 karar sayılı kararında da, bu husus açıkça belirtilmiştir. Bu durumda, mahkemece fatura bedeli olan 42.123.592.000.- liranın tahsiline karar verilmesi gerekirken, davacının araçtan yararlanma bedelinin mahsup edilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

SONUÇ : Birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına ( BOZULMASINA ), 1.456,00 YTL kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 18.09.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

5-) AYIPLI TİCARİ ARAÇ GÖREVLİ MAHKEME

KARAR : Davacı vekili, davalı P. Otomotiv A.Ş.nin ithal ettiği P. P. T.Premium P. 1.6 2012 model aracın diğer davalı G. Ltd.Şti.nden satın alındığını, aracın imalattan kaynaklanan gizli ayıbının bulunduğunu ileri sürerek aracın ayıplı olduğunun tespiti ile davalı satıcı firmaya iadesine, ayıplı mala ödenen 41.514.41 TL.nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Her bir davalı vekili, ayrı ayrı davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller neticesinde sıfır alınan aracın gizli ayıplı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.

Uyuşmazlığa konu ayıplı olduğu iddia edilen araç, ticari araçtır. Taraflar tacirdir. Somut olayda tüketici mahkemesi görevli değildir.

Bu durumda mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.01.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

6-) AYIPLI MAL NEDENİYLE TAZMİNAT DAVASI ZAMANAŞIMI

DAVA : Taraflar arasındaki ayıplı mal-tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı, aracın 4.9.2008 tarihinde Park Otopark işletmesine yıkanmak üzere bıraktığını, aracın hava yastıklarının kendiliğinden açıldığını oluşan zararının kasko tarafından ödenmediğini belirterek açılan davanın kabulünü talep etmiştir. Davalı zamanaşımı definde bulunarak aracın ayıplı olmadığını bu konuda yeterli inceleme yapılmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Davalı 10 yıllık zamanaşımı süresini hatırlatarak zamanaşımı definde bulunmuştur. Bu husus 4077 Sayılı Kanunun 4/4 maddesinde “ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Bu talepler zarara sebep olan malın piyasaya sürüldüğü günden başlayarak on yıl sonra ortadan kalkar. Ancak satılan malın ayıbı, tüketiciden satıcının ağır kusuru veya hileyle gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanamaz.” şeklinde düzenlenmiştir. Davacının söz konusu malı satın almasından itibarin 10 yılı aşkın bir süre geçmiştir. Satıcının ayıp sebebiyle ağır kusuru kanıtlanamadığı gibi ayıbın hileyle gizlendiği de kanıtlanamamıştır. Bu durumda davanın zamanaşımı sebebiyle reddi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeple hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 282.13 TL. kalan harcın temyiz edenden alınmasına, 18.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Call Now Button